yaralarımın şamatasız ağıdı sinerken yüzüme
hatırlıyorum ömrümün dar gelen yazgısını
yaşamın son ganimetine ramak kala...
karşılıyorum mübağlasızca korkularımı
kazandığım sancılarım bedenimi zorluyor
sözlerimi esir ederek boğmuşum kursağımı...
rüzgar ses çıkarmadan essin
ay'ın şafağa doğma vakti
sığınmacı olayım şiirlere
çocukluğum hariç
inadına küsmeyeyim
işgal altında sükuta erdireyim düşlerimi...
hüzünlerimin dikenlerini kopartarak
dimağımın yaralarını sağaltıyorum
aklı karışmış şiirler doğuruyorum mor sabaha...
yağmur sonrası bereket koktu ağaran gün
gamzelerim üşüdü yıldız yeliyle...
dudaklarım nefesimi tutmaktan çatlak
buğulu gözlerim sana takıldı
umutla kutsandı o an nefti gökyüzü
sen geldin
hâlâ mırıldanıyor ahengi bozuk repliği
sevmiyordu hani şarkı söylemeyi!
günün ilk ışıklarını beklerken
kızgın sözlerle geceyi yerer
ağırlaşırken adımları
perde arkasından sırıtır
sahte sevilerin çelimsiz yüzleri
köşe başı yine ıssız...
yaşamın yakasının birini tutsa
çığlıklarınız çetrefilli dir
sığdıramazsınız avuç içlerinize güzellikleri...
geleceği ağzınıza almayın
yaktınız şimdiden kayıp kentlerimi... f. huy
hava isli
siyah, simsiyah
gözler korkulu buğulu..
sokak sustu
kuşlar sustu
çocuk sustu
hayatı daha tanır olmuş,
tutkulusun kamelya
ve olgun...
mevsimlerin acelesi hep vardır
güzel kokmak için
sisin buğusundan korkmadan,
sürreal bir gecede
açtı kollarını,
nefesi yettiğince haykırdı,
vuzuhsuz pejmurde halde
bir buse gönderdi alaca karanlığa,
arınmak istiyordu...
Dostluğa Davet
yağmur yağıyor şehrime
bulutlar düşlere gebe
sırıl sıklam bir hüzün düşüyor tenime...
bu yağmurlar neden 'Huy' değiştirmez
neden her damla Bir 'Umutla' yere düşer
ve neden 'Güller' böylesine kırmızı açar
birtürlü anlayamam sen yüzüme baktığında.. ...