Bir suskunluk hali
Ve güneşin doğuşunun eşsizliği
Denize yansıyan renginde saklı sanki
Dudaklar mühür
Gözler Ummana kilitli
Sessizliğin sesiyle çalan essiz bir melodi
Rüzgar, incecik bir şarkı söyler dallarda,
Çay bahçesinde serinler zamanın alnı,
Biz göz göze geliriz, kelimelere gerek kalmaz,
Bir fincanın buğusunda, yavaş yavaş ısınır ânı.
Çocuk kahkahası dolanır masa aralarında,
Hayallerimle varım ben
Huzur kokan bahçelerim
Umutlarımla varım ben
Rengarenk çiçeklerle bezediğim
Ve sözlerimle varım ben
Dilimle değil gözlerimle söylediğim
Bazen hayat,
soğumuş bir çay gibi oluyor ,
tadı yerinde ama
içmek için geç kalınmış.
Ama olsun,
ben hâlâ ince belli bardaklara inanıyorum.
Kambur
Ona kambur duruyorsun diyorlar
Bilmiyorlar ki acılarını saklıyor O...
O çocuğu gördünüz mü?
Hani şu marketin yanındaki duvarın dibinde sarkanı…
Kolları incecik,
Gözleri cam gibi bakıyor ama
Hiçbir şeyi görmüyor…
Lal oldu dilim
Sözler sustu
Kalem durdu
Kağıt bembeyaz
Bir sayfa olarak kaldi
Oysa gozler konusuyordu
Miray zamanıydı ufka bakıp dalışlarım
Gözümden süzülen inci inci gözyaşlarım
Ve bir iç çekiş gibi sessiz feryatlarım
Ne duyan oldu ama sen hiç duymadın
Şimdi karardı geceler ve dahi gündüzler
Fer kalmadı bakışımda kimbilir ne "giz"ler
gece
tam o mürekkep nehrinde kaybolduğum an
sükût
şiirin satır aralarına düştü
bir kelime kadar ağır
bir virgül kadar kırık
Penceremin kenarında otururken
Görebildiğim kadardan ibaret artık dünyam
Umuda hasret dolu hayallerle
Ve hayallere vuslata bilmem kaç kala
Cılız bir ses dökülür dilimden
Gül daha güzel parlar mı güneşin ışığında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!