senin dağlarının önünden geçtim bu sabah
hatta kahvaltıyı yakın köylerden birinde yaptım
kaşarlı yumurta
yanında tavşan kanı çayla
soğuk bir kış sabahında
ilk defa sensizliğin tadını çıkardım...
uzun siyah saçlarının rengi değişmiş
seni seyreden kalbim bütün içtenliğini
kendi yaşamak istediği şehre vermiş.
artık kızıl güneşin yanında gülüşün
emanete sahip olanla yürüyen ey sevgili
uyandın
herkesi uyandırmadan
sonra bana baktın
nasıl yaşadığıma
yorganımın rengine
masamın dağınıklığına
varlığımın anlamı
vicdan ve görev
hangisi daha acı
bir ödev.
yaşamak
sen hiç aşık olduğunu belli etmedin
uzaktan sevdin ama
buna hiç sitem etmedin.
sen öyle farklıydın ki
bütün sonbaharlardan
unutmak böyle bir şey oluyor herhalde
kahvaltıda yapayalnız
akşam yemeğinde keşke o da olsaydı gibiler
buzdolabına her zaman yakın
sonra da bunun adına unuttu dediler
tüm kuşlar gibi vakti gelince
uçup gittin uzaklara
kalbimin görmeden hissettiği
hiç sesini duymadan duygulandığı
pirinci bol sütlaç gibiydin.
seni yazarken yağmur
güneşin hiçbir gölgeye eyvallahı yoktu
saçların kızılımsı
ve dağların eteklerindeki yeşil
hiç olmadığı kadar erkenden
herkesi terk etti.
o gitti ve seni hasretle bıraktı
günlük düşüncelerin
aklını eskitti
konaklayamadı bir türlü
hiçbir yerde
hep yolcuydu yolda
İki kadın konuşuyordu
Biri sordu gelinin var mı
Diğeri dedi: çok şükür,
herkes evinde barkında
Yanımdaki kadın bana dönerek
Nere varsam bir telefon




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!