senin dağlarının önünden geçtim bu sabah
hatta kahvaltıyı yakın köylerden birinde yaptım
kaşarlı yumurta
yanında tavşan kanı çayla
soğuk bir kış sabahında
ilk defa sensizliğin tadını çıkardım...
vardı elbette bir şeyler
yağmurdan da güzel resimler çıkartabiliyordu
ağlamaktan başka.
o gün merdiveni yıkarken
aklına geldi
uzun siyah saçlarının rengi değişmiş
seni seyreden kalbim bütün içtenliğini
kendi yaşamak istediği şehre vermiş.
artık kızıl güneşin yanında gülüşün
emanete sahip olanla yürüyen ey sevgili
her zamanki yerdeydin
kırmızı renkli mutfakta
çilekli bir pasta almıştın yanına
duvarda asılı duran resimdeki trende
pencereden bakarak yiyordun.
uyandın
herkesi uyandırmadan
sonra bana baktın
nasıl yaşadığıma
yorganımın rengine
masamın dağınıklığına
unutmak böyle bir şey oluyor herhalde
kahvaltıda yapayalnız
akşam yemeğinde keşke o da olsaydı gibiler
buzdolabına her zaman yakın
sonra da bunun adına unuttu dediler
o gitti ve seni hasretle bıraktı
günlük düşüncelerin
aklını eskitti
konaklayamadı bir türlü
hiçbir yerde
hep yolcuydu yolda
İki kadın konuşuyordu
Biri sordu gelinin var mı
Diğeri dedi: çok şükür,
herkes evinde barkında
Yanımdaki kadın bana dönerek
Nere varsam bir telefon
tüm kuşlar gibi vakti gelince
uçup gittin uzaklara
kalbimin görmeden hissettiği
hiç sesini duymadan duygulandığı
pirinci bol sütlaç gibiydin.
seni yazarken yağmur
güneşin hiçbir gölgeye eyvallahı yoktu
saçların kızılımsı
ve dağların eteklerindeki yeşil
hiç olmadığı kadar erkenden
herkesi terk etti.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!