Rüzgar estikçe çarpıyor
Kapılar pencereler
İki ağaç arasında
Bölüyor yalnızlığı tam ortasından
Tavuk ve böcek sesleri
herkesi kaybettin
en çok da kendini
özgürce uçmak tek hayalindi
ama bir çağlayanda
su içerken öldün.
yağmurlar yağmaz oldu bizim taraflara
toprakta kaldı alamadığımız hatıra
sevgi bahar gelmeden de solarmış
anladım ki sonbaharda...
ocakta çayın, kalbinde başkası
bugün büyük bir resme baktım
içinde sen olduğunu sandığım
aslında resme değil sana baktım
renklerine
çizgilerine
yeşillerine
zamanla gözlerin yaşarır
hayat bilmediğin zamanlarda
bir cami avlusunda
bir musalla taşında...
sorarlar önce bunun
kimi kimsesi var mı diye
saat 19:15
içinde bulunduğumuz zaman
adına ne denirse densin
bütüne dünden bakmayan
yol alıyor ey insan!
aynı sabaha uyandık yine
sen beyaz perdelerini açarken
dalgalar kıyıya vuruyordu
birkaç köpek ve kedi
insanların arasında geziniyordu.
Bu dalgınlık nedir?
Susmuş şehir!
Masada üşüyen ruhun mu?
Delik deşik olmuş hayallerine,
Son kurşunu
Arkada mı sıkıyorsun?
saçları kınalı gözleri kahverengi
kolunda gri saat tırnakları ojeli
siyah saçları belinde inci gibi dişleri
nefes aldıkça iyi ki doğmuş diyorum.
üzerinde pembe gömleği altında mor eteği
sen firavunun sonbaharısın
hamanın kirli huyu
şandan ve şöhretten vazgeç
sen aklın kirli suyu
bu kadar bulandıktan sonra
çağlayanlar gibi güzel nasihatleri bırakıp da




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!