Işıklar kapanınca çıplak ayaklı serserilerden başka kimse kalmıyor sokaklarda
Gürültülerine anlam vermek zor.
Adını fısıldadıkları an her şey değişiyor
Benim sandığım her uzvum biraz daha senleşip büyüyor gözlerimin önünde
Aşk ırak memleketler gibi hayalleştikçe
İllaki bölünecek uykular
En sevdiğin en sevmediğin fark etmez yarıda kalacak şarkılar
Çivisi çıkacak kalbinin
Ahlar vahlar notası olacak
En güzel besteyi sen yapacaksın ayrılığı anlatan.
Cebinde ayrılık taşıyan adam
Düşünceli
Bir kaldırımdan diğerine mırıldanıyor
Gelenin geçenin umurunda değil
Farkında
Bu biraz canını sıksa da en çok cebindeki şıngırtıya takıyor kafasını
Sen bin desen çiçek açsan, bin bahar olsan, bin vadiden dereler sana aksa
Ve ben bilsem ki solacağım sana kavuşmazsam
Soldu sayın beni
Öldürdün seni.
Akşam üstü bir kadın bir fincan kahvesini yudumluyor
Bir yudum kahve bir nefes sigara
Tekrarlıyor.
Dışarısı günlük güneşlik
İçerisi kar kıyamet.
Köşede seyyar bir balıkçı bağırıyor
Tık tık tık
Modası geçmiş yazlık bir şarkının nakaratına eşlik ediyor adımları
Bir elinde salya sümük anılar bir elinde kahkaha
Sokağın gürültüsü kimin umurunda
Pervazları toz toprak içinde, içine içine çarpıp duruyor pencere
İncecik bir kadın
Soluk benizli
Kara kaşlı
Kısa boylu
Gülerken hiç görülmemiş
Âdeti değilmiş
Diyemem ki aydınlıktır yüzün esenliktir hoştur
Kuşatır kalbimi uçtan uca çayır çimen deniz derya
Beyaz bir güvercin gibi gelip konmuştur ayrılık aramıza
Çıkarıp masanın üstüne koyamam
Kafeslerde tutamam
Zindanlara atamam




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!