Fenerbahçe'de bir akşam üstü.
Deniz sakin.
Yayalar mutlu.
Garsona açık çok açık bir çay siparişi veriyor.
Yüzünde eskiden kalma bir alışkanlıkla
Kıvrımlarında dans eden gülümseyişine eşlik ediyor.
Kapısı penceresi kırılmış
Çatısı uçmuş rüzgarda evimin.
Dört duvar arası yalnızlıktayım.
Ne zaman kalabalığa karışsam siliniyor izlerin.
Kimsenin gönlüne düşemiyorum bir türlü.
Yapamıyorum sen gibi sevmeyi.
Uzundur gece.
Sabahı sadakatsiz bir gözde kaybedenler için.
Diğerleri uyurlar. En sevdikleri düşleriyle.
Yastıkları rahatsız etmez.
Çarşafları kayıp durmaz bedenlerinin altından.
Gözlerinin önünde
İp atlamaya çalışan afacan çocuklar gibi zıplayıp dururken bıraktım bedenimi.
Ruhuma batırıp durduğu iğnelerinin kör ucunda kalbim ah etsin diye.
Kin kusarak.
Dilinin altına sakladığı " cezan ağır olacak" diye tehditleri
Kayıp.
Geçtikleri tüm yollara ekmek kırıntıları bırakan kardeşlerin masalından çıktım bugün.
Ormanda kayboldum.
Delirdim çaresizlikten.
Ayakkabısının tekini merdivende düşüren kızın masalına konuk oldum.
Saat on ikiyi vurdu.
Son umudumuzu da kaldırdık rafa.
Ayaklar altına serdiğin yeter deyip onurumuza attık tokadı.
Nasıl bir yıkılıştı.
Ne devrilmeydi o son kelimenin yokluğunda?
Hayat akıp gider.
Yine camından aynı manzaraya bakar,
Okuyamadığın plakalarında yoldan geçen arabaların
Yolculularının yolculuklarıyla hayallere dalarsın.
Yine yüreğinin üstünde tamtam dansı yapar karıncalar.
Hadi çekilin gidin yuvanıza dersin.
Hangi aşka sarılacağını bilmeyen kollarında sabahlar gördüm ben.
Akşamlara yürüdüm tereddütsüz.
Saçlarıma benzin kokusu sindi bu intihar girişiminde.
Ellerim kapandı kapı kilitlerine.
Gürültüsüz.
Diyemem ki aydınlıktır yüzün esenliktir hoştur
Kuşatır kalbimi uçtan uca çayır çimen deniz derya
Beyaz bir güvercin gibi gelip konmuştur ayrılık aramıza
Akşam üstü bir kadın bir fincan kahvesini yudumluyor.
Bir yudum kahve bir nefes sigara...Tekrarlıyor.
Dışarısı günlük güneşlik.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!