Soluğumun peşimsıra tüttüğü
Kaybolamamanın kader ikliminde
Çaresiz ürküttü
Yaşamak…
Ve her saniyenin ayakucunda
Unuttuğum hakikatti
Hatırladım hınca hınç dolu avluda
Fena sessizlik
İnsanlar değildi de
Ayine durdu kuşlar bir ağızdan
Döktü yapraklarını akasya bir elveda üstüne
Sanki köylü bir kızdır hazan köy dağlarında
Sarışınlık dağıtır yaprak yaprak ve dal dal
Hediyesi rüzgârla savrulan kızıl hazal
Bir nesîmle kurulur işret köy bağlarında.
Kimsesiz
Şeksiz şüphesiz
Gönül bir dağ evinin
Sessizliğinde münzevi
Ram olur tanrının varlığına
Kul bendeliğin hükmüne revan
Korkunun yürekten azad demidir
Korkaklık "şark"ımda garbın gemidir
Ölüm hak şahadet vuslattır bize
Vatansız kalmaksa en vahimidir.
Pas tutmuş bir zımba teli kadar
Eskiyim sarı sayfalarında hayatın
Varlığım hissedilmez
Ne var ki yok edilemez
Bir gerçeğim…
Suskundu
Bir yanı büsbütün karanlık
Ölümün pençesine bir anlık
Düşmüş gibi
Bir yanı büsbütün aydınlık
Ölümün pençesinden kurtulmuş gibi…
Gün aydın değil oğul "Günaydın" deme bana
Kara gün doğdu bugün dağlar karardı kaldı
Namertten doğan itler göz diktiler vatana
Elde dal gibi fidan bağlar sarardı kaldı.
Zulmetin encâmını getirmez bu geceler
Seher bir histen öte gitmez gönlümde artık
Mâziden bir yâdigâr yalnız hatıra ışık
Boş sokakta gezinen heyûlâdır gölgeler.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!