Eski bir hikayeyi dinler gibiyim
Ya da daha yaşanmamış bir gerçeği
Belki benim hikayem
Belki hiç bir yerinde yokum bunun
Bir şeyler dönüyor oysa
Hissediyorum
Saçaklarımda camsı damlalar
Kalın bir duvar buz bakışları
Elimde büyüdü çocuksu şarkılar
El emeği göz nuru
Bahar mı geliyor
Keder
Kaşlarım bilmiyorum kaç asırdır çatılı
İçimde misafir mi
Kaç milenyum yatılı
Vursam yarılır mı ortasına satırı
Konuşursak bir şey kaybetmeyiz,
Konuşmazsak ne kaybettiğimizi bilmeyiz...
25.8.2015 18:36:00
Dur
Gitme sen
Mahvedersin şimdi
Yorganını çek güneşin üstüne simsiyah
Kapan
Yazının ittiği kuytu köşelerde
Tuttuk şehirleri
Boşluğa bıraktık
Kendi haline
Kendi derdine
Ne ışıklı yollar kaldı yürüyecek
Ne sahil lağım kokulu
Bir yerlere yetişmenin telaşında İstanbul
Gün bize dair anılar biriktirmenin
Acelesi var arabaların
Arabaları kaçıranların
Vapurların
Martıların
Soldu ya defterlerimizde üzüm yaprağı
Üstünde şiirler kurudu ya
Ucu kırık kurşun kalem
Paslanmış kalemtıraş
Yarısı ısırılmış kokulu silgi
Hala bilmiyorum
En uzun gecenin anlamını
Aralıktı üşüyordum
Beyazlar sarmıştı her yanımı
Boğuluyordum
Soğuk bir şehrin
Geç kalınmış bir vaktin sorgusunda ellerim,
Sopanın sivri yanı seviyor parmak uçlarımı.
Dişlerimi sıkmışken canımı da sıkıyor
Yan sırada kıkırdamalar...
Hangi vakit geç kalsam




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!