İnsanın gönlü dolu dolu olunca
Odasının duvarına bile romanı yazılır
Okumasını bilene, yazmayı isteyene
Okyanusu aşıp derya dolup şaşar
Ne film, dizi boyunu aşar
On beş senedir insanlardan
Öyle böyle soğumadım
Neyse çok az kaldı
En az elli sene
Şu insanlık bu dünyadan sonra
Alp dağın efendisi
Seni bekler reyhanın
Dağ sultanlarının yanına
Prens, prenses yakışır.
Damara basınsa dokunur kana
Gökten yağmur gibi kara toprağa
Oluk oluk akar aha şuramda
Yaralar var benim amanın aman
Sağ yanım vatanım solumsa sevda
Analar öyle evlatlar doğurur ki
Batan vatanı yeniden ayağa kaldırır
Anneler nasıl lanetler doğurur ki
Ayaktaki vatanı karıştırarak bitirmek için
Ajan mıdır, it midir çözülmez
Ruh hastası, akıllı mıdır anlaşılmaz
Fatihi gönülleri fethet diye doğurdun
Ama bu fatihin
Kendisine bile hayrı yok anam
Gönlümü fetheden var anam
Anam oldun hayırsız çıktım
İki kardeşin Ablası
Spastik engelli oğlu
Ana karnından mezara
Çilelidir anam benim
Çırpınır çaresiz yavru
Yürüyememek umurumda değil
Nasıl olsa yolu yarıladık
Konuşamasak bile yürek dünyaya haykırıyor
Kendime özel hayallerde mahşerde bekler
Vatanımla milletime hizmet hedeflerimde
Bir köşede duruyor
Fındık fıstık bir arada
Kavun karpuz yol kenarda
Gelip geçen göz firarda
Kalır tadı damağında
Ankara’nın güzelleri
Gül kokusundan, kuzu melesinden
Köpek havlamasından, eşek anırmasından
Horoz ötmesinden, tavuk yumurtasından
İnek sütünden. Alışveriş merkezinden
Arabadan, evden, otelden
Gezmeden, turdan, hava atmadan




-
Gokhan Celebi
Tüm Yorumlarharkuleda tebrık edıyorum