Rastgele yazılmayacak kadar güzel olduğundan
Eylülü yazmak zor
Bir yandan da kolay
Gönül adamı olmadan kalem tutana
Bu ayda doğana
Şeker gibi tat verensin
Kahveler ikram edensin
Yaprak sarması sunansın
İçimden gelip geçersin
El sıkılıp yüz öpülür
Bulut olup ağladım
Gözlerin yağdı gözüm
Rüzgar esti saçından
Dağa yar ettim canım
Bağrıma taşlar bastım
Şu ramazan ayını bekler gibi
Çok özlediğim can bacımı beklerim
Yer sofrasına duayla iftarı açsak
Ondan sonrada sahur güneşini görsek
Duaya ihtiyaç duymadan birbirimizden ayrılmasak
Gelirsen yazın ortasında
Mutluluk gözyaşlarını döker yüreğime gök
Gelirsen solan çiçeğim açıp
Uçamayan kelebeğin gönül sofrası olursun
Gelirsen çok mutlu olurum
Sevinçten havaya uçarım
İlham anlık gibi gelip gider
Eğer yağmayı ihmal edersen
İki satırlık dağ deryada boğulur.
Bilge Kağan Ona doğru
Kafkas’tan Turana yolu
Yürür hedefe dosdoğru
Türklerin hakiki oğlu
Geliyor Oğan geliyor
Milletin gözyaşıyla
Ağlıyor Sinan Oğan
Huzura ermesiyle
Gülüyor Sinan Oğan
Dışta dostla düşmanı
Her şeyimi götürdüğün gibi
Her şeyimle varıyorum sokağına
Ya tabutum yatacak gül bahçende
Yada heykelim dikilecek gönül yurduna
Belki cenaze namazıyla ıslanacak yanakların
Veya beni alkışlamaktan kızaracak avuçların
Ruhuna mı, koynuna mı
Bedenine mı, sırtına mı
Ağzına mı, dişine mi
Nefesine mi, eline mi
Kucağına mı, omzuna mı
Midene mı, boğazına mı




-
Gokhan Celebi
Tüm Yorumlarharkuleda tebrık edıyorum