FARKINDALIK BİLİNCİ
Farkındalık bilinci;
Kendi çıkarını sürekli önceleyen, başkalarını düşünmeyen, bencil ve haz odaklı insanın;
Başkalarını da düşünen, canlara, hayvanlara, çevreye ve doğaya saygılı;
Kendi nefsini dizginleyen, “ben”den “biz”e doğru gelişen;
Akıl, gönül ve vicdan işbirliğiyle hareket eden;
Kendisini sürekli yenileyen, geliştiren ve dönüştüren insan olma sürecidir.
Farkındalıklı insan, yalnızca çevresinde olup bitenleri gören insan değildir.
Kendisini de görür.
Düşüncelerini, duygularını, davranışlarını, zaaflarını, tutkularını ve çıkarlarını sorgular.
“Ben neden böyle düşünüyorum?
Neden böyle davranıyorum?
Bu davranışım bana, başkasına ve yaşama ne kazandırıyor?” diye sorar.
Çünkü farkındalık, insanın önce kendisine ayna tutmasıdır.
Farkındalıklı insan, her bildiğini doğru kabul etmez.
Okur, araştırır, sorgular, dinler, öğrenir.
Yanılabileceğini bilir.
Hatasını kabul etmekten korkmaz.
Hatasını savunmak yerine ondan ders çıkarır.
Çünkü farkındalık, yanılmaz olduğunu düşünmek değil; yanılabileceğinin farkında olmaktır.
Farkındalık geliştikçe insanın bakış açısı da genişler.
Sadece kendisini değil;
ailesini,
toplumunu,
diğer canlıları,
doğayı,
gelecek kuşakları
düşünmeye başlar.
Böylece bireysel bilinç, toplumsal bilince dönüşür.
Ben merkezli insan:
“Bana ne?”
diye sorarken,
farkındalıklı insan:
“Bize ne?”
diye sorar.
Daha ileri bir farkındalık ise:
“Benden sonra ne olacak?”
sorusunu sorar.
İşte burada insan, yalnızca kendi zamanının değil, geleceğin de sorumluluğunu taşımaya başlar.
Farkındalık; nefsin yok edilmesi değil, nefsin akıl, gönül ve vicdan tarafından yönetilmesidir.
Öfke vardır ama öfkenin esiri olmaz.
Arzu vardır ama arzularının kölesi olmaz.
Güç vardır ama gücü başkasını ezmek için kullanmaz.
Bilgi vardır ama bilgiyi kibir aracına dönüştürmez.
Servet vardır ama serveti insanlığın önüne koymaz.
Çünkü farkındalıklı insan bilir ki:
İnsanın değeri sahip olduklarıyla değil, sahip olduklarını nasıl kullandığıyla ölçülür.
Farkındalık aynı zamanda bir uyanış halidir.
Dogmaların, önyargıların, korkuların, çıkar ilişkilerinin ve alışkanlıkların oluşturduğu zihinsel perdeleri kaldırabilmektir.
Gerçeği hoşumuza gittiği için değil, gerçek olduğu için aramaktır.
Sorgulamaktır.
Akletmektir.
Öğrenmektir.
Dönüşmektir.
Ve gerektiğinde:
“Dün böyle düşünüyordum ama bugün daha doğru bir bilgiye ulaştım.”
diyebilmektir.
Farkındalık bilinci geliştikçe insanın sorumluluk alanı genişler.
Önce kendisinden sorumludur.
Sonra ailesinden.
Sonra toplumdan.
Sonra doğadan ve bütün canlılardan.
Böylece insan, yalnızca yaşayan bir varlık olmaktan çıkar;
yaşama değer katan bir varlığa dönüşür.
Farkındalığın en yüksek noktalarından biri de şudur:
Kendini değiştirmeden dünyayı değiştirmeye çalışmamak.
Çünkü toplumsal dönüşüm, bireysel dönüşümlerin birleşmesiyle gerçekleşir.
Kendi nefsini yönetemeyen insanın başkasını yönetmeye çalışması;
kendi çıkarını toplumun çıkarının önüne koyan insanın adalet istemesi;
gerçeği sorgulamayan insanın özgürlük savunması
büyük çelişkiler doğurur.
Bu nedenle gerçek değişim:
İnsanın önce kendi içinde başlamalıdır.
Farkındalık → bilinç → sorumluluk → erdem → dayanışma → toplumsal dönüşüm.
Sonunda insanın yolculuğu:
Ben'den Biz'e,
Bencillikten paylaşmaya,
Hazdan anlam'a,
Nefsin egemenliğinden akıl ve vicdanın rehberliğine,
Tüketmekten üretmeye,
Kullanmaktan hizmet etmeye,
Sadece yaşamaktan insan olmaya
doğru ilerler.
Farkındalık bilinci, insanın kendisini tanımasıyla başlayan; kendisini aşarak insanlığa, doğaya ve yaşama karşı sorumluluk geliştirmesiyle olgunlaşan bir bilinç yolculuğudur.
Ve belki de insanın kendisine sorabileceği en önemli soru şudur:
“Ben dünyadan ne alıyorum?” değil,
“Ben dünyaya ne katıyorum?”
Kemal Tekir
Halkın sesi
Kayıt Tarihi : 29.08.2026 16:18:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!