Çiseleyen yağmurla kaybolan bir taneyim,
Sellere karışıp akan bir çareyim,
Akşamın ufkunda belirsiz bir hareyim,
Neyleyim gönül bu akşam yine viraneyim.
Saraylar köşkler neye yara ki,
Ne bitmez sevda ne de aşklar varmış,
Gönül bir zamanlar böyle inanmış,
Kerem de aslıya böyle yanarmış,
Şimdi o aşklar mazide kaldı...
Gönül aynı gönül duygular sarhoş,
Gün karamış mevsim sararmış durmuyor yaprak
Kara bulutları dağıtıyor Samsun dan doğan şafak
Mavi gözleriyle ışık saçan komutan kuracaktı vatan
Yine yükselecekti bayrak ufuktan.
Kutlu bir yürüyüştü Samsun dan çıkılan yol
Düşman sarmıştı dört bir yandan yurdu kurtaracaktı çelikten bir kol
Bırakıp gitmeyecektin böyle yapayalnız beni.
Yaşarken öldürdün tendeki canı
Günlerce yalvardım duymadın feryadı
Şimdi nerelere sorayım seni...
Yazları kışa ekler bir bir sayardim
Doğduğum günden beri garibiyim şu alemin,
Yollarım hep uzağa,yolcusuyum el alemin,
İşte geldik gidiyoruz ,şikayet yok halimden,
Dilimde sevda türküleri, haber yok gidenlerden.
Gök yağmursuz,toprak çorak,umutlar kırık ,
Öyle sevmiştik birbirimizi,
Rüszgalarlar kıskanırdı sazı ile sözü,
Hatırladıkça maziyi şimdi ince bir sızı,
Dillerden düşmeyen sevda mı kaldı
Aşkı muhabbeti veren gönüle,
Yasaklıydı bakışların bana,
Göz göze gelmemeliydik seninle,
Dünya bizi seyreder gibiydi,
Karşılaştığımız her yerde...
Içim ısınırdı zemheri ayazında görünce seni,
Bazen geceye sığınmak gerekir uykuyu terk edip,
Dipsiz kuyuların derinliğinde,
Sırdaş olmalı yalnızlığınla,
Öylece.
Bazen mavi suların dalgalarına bırakmak gerekir belki de.
İstersen poyrazdan es, titret yüreğimi,
İstersen meltemden es,sarmala bedenimi,
Temmuz sıcağında çatlayan dudaklarımdan,
Damlayan bir damla kan ol.
İstersen zemheri ayazında
Keskin bir hançer gibi saplan yüreğime,
Bazen sabretmek gerekir,
Sabırda keramet vardır.
Hayata şükretmek gerekir,
Şükrede iman vardır.
Bazen susmak gerekir,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!