Gelişmiş diyorlar dünya, çıkmışlar marsa, aya..
Gördük kimlerin geliştiğini; Filistin'de, Afrika'da, Kombaçya'da..
Üç beş devlet, üç beş aile, keyifleri yerinde.
Bozulsun artık bu oyun, yıkılsın düzenleri, ben razıyım.
Kim demiş Afrika kurak, gözyaşları olmuşken sel.
Uykularımı kaçırıp kim yazdırıyor seni..
Bazen boş iş diyorum, bazen de iyi..
Kalemi elime aldırınca seni..
Öyle bir yazasım var ki, bildiğin gibi değil..
Kime neyi anlatayım gecenin en karanlığında..
Bir kalem ötedesin..
Seni yazmak zor değil kağıda.
Duygularımın çektiği yayın..
Mantığımın fırlatacağı ok'un tam karşısındasın.
Fakat hedefe koymaya değermisin, bilemedim.
Bir derin girdaptayım..!
Yusuf misali kuyuda..
Etraf zifiri karanlık..!
Yunus gibiyim sanki, balığın karnında..!
Bir çıkmazdayım, bir arayışta.
Çokça durdum gurbet elinde.
Durdum ama gardaş birde bana sor.
Sırtladım, taşıdım dost kazığı dolu ağır torbayı. Genciken kambur olmayı gardaş birde bana sor.
Henüz gencidim terk eyledim sılayı.
Cahildim, düşünemedim dönüp ardıma bakmayı.
Bir dünya düşlüyorum, israilin olmadığı.
amerikanın, ingilizin, fransızın olmadığı bir dünya.
Huzur dolu bir dünya düşlüyorum.
Özlüyorum, ütopyalar kuruyorum.
Bir dünya düşlüyorum.
Yıl 2005, mevsim yazdı..
Güneş alabildiğine kızıl ve sıcaktı.
Fakat ruhum buz gibi, donmuş ve yapayalnızdı.
Ruhumu ruhuyla ısıttı, o bir kahramandı..
Milyonlarca insan, koskoca şehir ve yapayalnızken ben..
Dışarda kar yağıyor inceden ince..
Kimi yolda zorda, kimi eğlencede..
Sakaltutan, Kızıldağ geçit vermeyince..
Kış çileye dönüşür bizim Refahiye'de..
En alışkın olduğumuz mevsimdir zemheri..
Erken biten kış mı, erken gelen yaz mı?
Neden Şubat ayında içimiz yandı?
Öyle bir acı ki dünyayı sardı.
Asrın felaketi oldu bu deprem.
Maraş'ta Zübeyde altı yaşında.
At üstünde cenk ederken,
Kılıç ile kalkan döverken,
Üç kıtada hüküm sürerken,
Bugün bize ne oldu, ne oldu böyle?
Çanakkale'de; Türk'ü, kürd'ü, arab'ı, laz'ı...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!