Ben yaşarken Ögrendim sevmesini
Güzellik adına ne varsa Hayatta
Sen bilmezsinki ben kimim neyim
Sen seni tanımaz iken,
Nasıl bilebilirsin beni
Sokaklarda yürüyen canlılarda
Çukurova akdeniz’in sultanı
Dört mevsim yoksul’a açık kolları
Zelzele beteri yolu yordamı
Çukurovam yakışmıyor yolları
Adanayla tarsus mersin arası
Kahırlar sırtımda dertler kolumda
Param parça oldum kırılım artık
Nice zahmet çektim hayat yolunda
Hep maroton koştum yoruldum artık
Hasret kaldım tatlı bir söze dilde
YÜZ BİR SOKAK
Geceler mavi olurdu yüzbir sokakta
Dut ağacından tane tane dökülürdü çocuklar
Kırlangıçlar uçurtmalarıma takılırdı
Horozların sesinde zaman belliki sabah olmuş
Biz niye ayrıldık anlayamadan
Zoruma gidiyor sensiz yaşamak
Sana doya doya sarılamadan
Zoruma gidiyor sensiz yaşamak
Gonca çiçek açmış yeşil dallarda
Yetmiş üçlü yıllarda
Kıyamaetin günü çamlı belde
Bir zalim kesti nefesimi
Kopardı can damarlarımı
Başıma yıkıldı çukurova radyosu
Sustu antenlerinde sesim
KULTUR GOLU
=================
Büyük kültür gölü benim vatanim
Göle akan suyun damlasyim ben
Türlü meyve veren cennet bahçenin
Seftali portakal elmasiyim ben
Düşlerim karardı uykularımda
Yıldırımlar aktı yaşamın köklerine
Daha dün gibiydi eyfelin tepesinde
Sonra dam meydanda amsterdamda
Sende gitar bende saz
Ellerimiz mızrapta, iki kadeh dolusuna
Fahri Işık, 1938 yılında Tarsusta fatih mahallesinde doğdu., okul çağında, sokaklarda simit satarak, türkü söyleyerek, mayıs sonlarında babası ile ekinlere orak sallamış, harman sonrası düven sürmüş, ağustos sonrasında çukurovanın kavurucu sıcağında, tarlalarda pamuk toplamış.
1950 yılında oniki yaşında, o zaman, Tarsusun sanayi kalbi olan, çukur- ova fabrikasında çalışmaya başladı. Fabrikadan boşta kalan saatlerde gazete, gazoz, simit, şeker satarak aile bütçesine katkı için yoksullukla boğuştu. Kısıtlı boş zamanlarında okula giden arkdaşlarından okuma yazma öğrendi. Sokaklarda, tarlada, fabrikada çalışmaktan çocukluğunu yaşayamadı.
Bütün hayatı çalışmak, futbol oynamak, şarkı türkü söylemek, aşk ve şiir kitapları okumak.. Saz eşliğinde ilk türküsünü 1948 yılında Tarsusta dutlu kahvede aşık Veyselle okudu, karşılığında aşık’a tepsiyle para topladı. (garip bir raslantı, aynı aşık Veyselle 1965 yılında Adana öğretmenler bahçesinde, aynı sahnede türkü söyledi.)
Her kes gitti bu yerlerden
Biz burada yalnız kaldık
Ayrı düştük yarenlerden
Biz burada yalniz kaldık
Kimi cömert açık elli




-
Fahri Isık
Tüm YorumlarBöyle Siirlere gerçekten Ihtiyacimiz var