Ezgi Özsan (1 Ocak 1990 doğumlu) Türk yazar ve kısa öykücüdür. Babası Cem Otarcı Özsan ve annesi Zuhal Özsan’dır. Babası mühendis ve annesi ise coğrafya tarihi öğretmenidir. İki çocuklu ailenin en küçüğüdür. Uluslararası pek çok festivalde sanat filmleri yayınlanmış olan senarist Eren Özsan’ın kardeşidir. Dergi sektörüne olan merakı, ortaokul yıllarında başlamış olup Edebiyat öğretmeni Namidar Bozdağ’ın kuruculuğunu üstlendiği okul dergisinde ilk deneme yazısı yayımlandı. Bugüne kadar 2017-2022 yılları arasında yazdığı 18 kısa öykü ve daha 9 kültür sanat içerikli yazı, 7 röportaj ve 3 roman incelemesi Türkiye’nin önde gelen edebiyat ve kültür dergileri olan Kafkaokur, Kıyı’da ve Kitap Eki yer aldı. 2021 yılında ise KIYI’DA Edebiyat dergisinde edebiyat çevresi tarafından önemsenen “Şefkatli” ve “Zamanın Ilerisi” adlı kısa öykülerini geniş bir kitleye ulaştırdı. 2019 yılında Filiz Ali ile yaptıgı roportaj calısması olan “Merakınızı Asla Kaybetmeyin” adlı yazı Kafkaokur Fikir, Sanat ve Edebiyat dergisinin Sabahattin Ali ozel sayısında yer verildi.2021 yılında düzenlenen Yaşar Kemal Öykü Yarışması kitapçığında “Halkların kardeşliği kategorisinde “Kalbin Öyküsü” adlı kısa öyküye yer verildi. 2014’den 2016’ya kadar iç mimarlık sirketinde mimar olarak calıstı ve yazmaya basladı. 2017 yılında mimariyi ve yazıyı birlestirmek üzere yakın arkadaşıyla birlikte Beyoglu, Tophane’de kurdugu sergi alanında “Sadece Sen Görebilirsin” ve “Kapı Aralık” adlı sergilerin sergi metinlerini yazdı. Sergi küratörlüğü yaptı. Yine aynı yılın Aralık ayında, Bookinton'da Virginia Woolf‘un kaleme aldıgı “Kendine Ait Bir Oda” adlı romanındaki “Judith” karakterini inceleyip kadın karakterlerinin toplumdaki yeri ve du¨nyaya yabancılasması uzerine yazdıgı metin yayımlandı. 2022 yılında ise TRT Ankara Radyosu, “Gecenin İçinden” programında modern kısa öykü ve dünya edebiyatı hakkında konuştu. Program sonunda ise yazdığı “Zamanın İlerisi” adlı kısa öykü seslendirildi. Yine aynı yıl Temmuz ayında ise Gedik Üniversitesi’i Radyo Gedik radyosunda Çağatay Bayraktar’ın sunduğu edebiyat programına kısa öykü ve dünya edebiyatından bahsetmek üzere konuk olarak katıldı.
EĞİTİM HAYATI
Ortaokul ve lise yıllarını yarı zamanlı egitim gordugu Kadıkoy rıhtımındaki Haldun Taner Tiyatro binasının yanında yer alan İstanbul Universitesi Devlet Konservatuarı Bale Bolumunde geçirdi ve bu bölümden mezun oldu. Universiteyi ise 2014 yılında Bahcesehir Universitesi Ic Mimarlık ve Cevre Tasarımı Bolumunde tamamladı. Syracuse Üniversitesi, Italya Mimarlık fakültesinden mimarlık dersi aldı. 2021 yılında, Yıldız Teknik U¨niversitesi’nden Yazarlık eğitimi sertifikası almaya hak kazandı. Ve 2022 Ağustos ayı itibariyle Harvard Üniversitesi aracılığıyla HarvardX Eğitim Programı kapsamında yer alan “Modern Masterpieces of World Literature” bölümünü bitirdi.
EDEBI TÜR:
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...



