Hadi bakalım okula. Okul biraz uzak, yazın neyse de kışın bayağı sıkıntı. O zamanlarda güzel sıcak tutan ayakkabılar nerede? Ayakkabılar naylondan, biraz pahalısı kara lastik. Yazın sıkıntı olmaz yalın ayakta gezilir. Kışın kar yağdı, yerler buz kesti mi. O naylon ayakkabılarla yürümek değil, ayakta durmak bile zor. Soğuk bir yandan donduruyor, diğer yandan buz tutan yerlerde düşe kalka yürü.
Okula varıncaya kadar, kulaklar, ayaklar donar, tir tir titre. Okulun sobası yanıyorsa, hemen yaklaşmazlarmış. Çünkü çok soğuktan, çok sıcağa geçişler, insana daha çok acı verir. Her hareketinize çok dikkat etmeniz gerekiyormuş. Bir an dalarsanız ayaklarınız kayar düşersiniz, diğer çocuklar zaten eğlence arar kıkır kıkır gülerler. Mahcup olmak istemiyorsanız dikkatli olmak kış şartlarında, zemin kaygan.. Bizim son beşik ilk zamanlar iyi gidiyormuş. Biraz sessiz gürültüsüz normal çocuk, zaman ilerledikçe arkadaşlar falan başlamış yine yaramazlıklara. Öğretmenlerden, hele de okul müdüründen dayak yemediği günü pek olmaz olmuş. O zamanlar dayağa cennetten çıkma derlermiş. Normal bir durummuş sanki. Ana, babalar çocukların şikâyetlerine pek aldırmaz. Hatta “öğretmenin vurduğu yerde gül biter” derlermiş. Bu gül ne zaman biter bilinmez ama bayağı hırpaladığı inkâr edilemez. Bizim son beşik bu durumdan pek memnun değil haliyle. Ödevini yapmadın dayak, tırnaklarını kesmemişsin, mendilini unutmuşsun dayak. Hem de iyi dayaklar. Tırnakların biraz uzunsa, beş parmağını birleştir. Kim kontrol ediyorsa onun insafına kalmış. Okul müdürüne denk geldiniz mi, kızılcık sopasıyla bayağı bir hırsla vururmuş. Eğitim şart. Bizim son beşik okuldan bayağı bir soğumaya başlamış. Her gün dayak yetmedi. Birde aşı günleri oldu mu okuldan kaçarmış. Küçük yer, çocuk çok az, müdür takipte, ertesi gün yakaladı mı, cezayı keser. Zaman bu öyle ya da böyle akıp gidiyor. Bizim ki düşe kalka, zorla, zorunlu eğitim 4. Sınıfa kadar gelmiş. Ama hiç ders çalışmak yok. Zaten mecburen gidiyor, bütün çocuklar okulda evde ne yapacak.
Yüce Yaratanın ilk emri, nebisine, kullarına okumak,
Ben demekten utandırır bizleri, biz demeyi öğretir okumak,
Bizi bizden, nefsimizden korur, Hak kitabımızı okumak,
Bizi yanlışlardan doğrulara götürür, Hak kitabımızı okumak,
Bizi Yüce Yaratanımıza yaklaştırır, iblisten uzaklaştırır okumak,
İnsanların kendilerine en büyük kötülüğüdür okumamak,
Kitap okumamak, kendini, karşısındakini okumamak,
Hayatın anlamını düşünmemek, bilmemek okumamak,
Karanlıklarda kaybolmak, cehalete esir olmak okumamak!
İnsan olmanın değerine, şuuruna varamamak okumamak
İyi-kötü ayırmazsın,
Helal-haram bilmezsin,
Doğruları aramazsın,
Okumayı ne sandın?
Maddeyi görürsün bilirsin,
İyi-kötü ayırmazsın,
Helal-haram bilmezsin,
Doğruları aramazsın,
Okumayı ne sandın?
Maddeyi görürsün bilirsin,
Korkaksanız azarlar,
Cesursanız korkarlar,
Zenginlere hizmetkârlar,
Okumuş cahil, zavallılar.
Fakirlere dayılanırlar,
Yanlışları okursan, oyalan, yalan olur oku,
Hakkı, hakikati anlayamaz ki akıl oku,
Şuursuz, gerçeklerden uzak o akıl oku,
Oku, oku cahil oku, Hak Kitabını, kendini oku,
Evrensel kanun dediğin, aciz kulların yaptığı,
Yıllarca oku, oku okuduk ne öğrendik,
Yalan-hile, yalakalık, kölelik öğrendik,
Sana ne? Bana ne? Bize ne? Öğrendik,
Devletin malı deniz, hep yeriz öğrendik,
Zehirli dumanı çekmeyi medeniyete ilk adım öğrendik,
Yıllarca oku, oku okuduk ne öğrendik,
Yalan-hile, yalakalık, kölelik öğrendik,
Sana ne? Bana ne? Bize ne? Öğrendik,
Devletin malı deniz, hep yeriz öğrendik,
Zehirli dumanı çekmeyi medeniyete ilk adım öğrendik,
Melek değil, günah işler, tövbesi var Müslüman,
Peygamber değil, günah işler Müslüman,
Alimlerde yanılır, yanlış yapar, yanıltır Müslüman,
Oku, öğren Müslüman, kendine gel,
Okumak öğrenmek, sana farz değil mi Müslüman?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!