EYÜP DALKILIÇ
Lisans eğitiminin ardından çalışma hayatından emekli olan Eyüp Dalkılıç, yaşamını okuma ve yazma tutkusuyla sürdürmektedir. "Vicdanın Işığı" isimli bir romanı bulunan yazar, aynı zamanda şiiri "his dünyamızın rüzgârı" olarak tanımlayan bir gönül adamıdır.
Şiirin, insanın benliğindeki saklı duyguları uyandıran bir tebessüm olduğuna inanır. Amatör bir heyecanla kaleme aldığı eserlerini şiir severlerle paylaşmaya devam eden Dalkılıç; okumayı, yazmayı ve eleştiriyle gelişmeyi bir yaşam biçimi olarak kabul eder.
Gecem ki içimde büyür, bana dar gelir âlem,
Gök kubbe çatlamış sanki, üstüme çöker elem.
Adım gölgemden ağır, yol benden ürker gibi,
Bir ben var bende kayıp — ben ona esir hem.
Bir seher vaktidir eren hükm i ecelden haber,
Âb ı soğukla yıkanır cismim, olur bî haber.
Beyaza bürünür ten, kefen olur gamlı sır,
İki tahta arasında yatarım sessiz, keder.
Nâşımı ebedî yola uğurlar bir avuç el,
Aşk dedikleri, gönle düşen ani bir kıvılcım mı,
Yoksa zamanın avuçlarımızdan sızan bir hilesi mi?
Koştukça uzayan bir gölge gibi peşimizde,
Her adımda bir damla yaş dizer alnımıza.
Karanlık sokaklarda kaçarım hâlâ, sabah nuru ararken
Pusu kuran düşmanlar vardır, dost elimi uzatırken
Düşünceler içinde bocalar, gözyaşım akar gizlice
Birden sıyrıldım hengâmeden, karşımda yüzsüz bakarken
Çocukluğumun tek kahramanı canım babamdı,
Ne Karaoğlan ne de kara Murattı o babamdı.
Yüreği sevgiyle dolu, cefakâr idi her zamandı,
Elinde derman, elinde umut vardı o babamdı.
"Baba" dedi çocuk, "bu getirdiğin elbise dar," Sormadılar hiç babaya, "baba senin neyin var?"
Hep bir ağızdan seslendiler: "Baba şunu al,"
Bitmedi istekler: "Baba, bir de şunu al."
Bilmediler yükü ağır, sırtındaki hırka dar,
Dünya geniş olsa ne yazar, babanın kalbi var.
Bayburt dağı ince ince duman olunca,
Yar hasreti beni yakar ömür boyunca.
Bayburt Kalesi'nden baksam aşağı,
Gönlüm sarmalıyor bu dertli çağı.
Üzerime örtülen soğuk, geceden değil,
Ruhumdan sızar — kemiklerime yürür.
Sen uzakta bir tebessüm gibi donuksun,
Ben hakikati sustum, dilim mühürdür.
Huzur dediğin şey bir nefeslik zehir,
Bir sır gibi açıldı bize ömür denilen,
Zaman koştu durdu, biz ona hep geç kalan.
Neşe bir katre imiş, gözyaşı deryâ meğer,
Ruh bir an zevke meyleder, bir an yükte kalan.
Sevgide susuz kalan cânın âhını,
Sevdâda aldananın derd-i şânını,
Bî-ümîd aşkta yananın eşkini,
Sînemde bilip bilip çekiyorum.
Aşkın kulu olmuş bî-çârelerin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!