Evvel kapısından girdiğin bağın,
Gülünü elinle derme sakın ha.
Zirvesine dek çıktığın o dağın,
Taşını yabana verme sakın ha.
Birlikte başladın, and içtin yola,
Nefesin nefese değdiği demde.
Sakın aldanıp da verdiğin mola,
Seni savurmasın başka bir nemde.
Yola çıktığını, yolda bulduğun,
Bir heves uğruna değişir isen;
O an solar gider bütün olduğun,
Karanlık kuyuya erişir isen.
Sonradan gelenin cilvesi çoktur,
Gözünü boyar da aklını alır.
Lakin o gönülde asalet yoktur,
Yalnızca dillerde bir yalan kalır.
Seçtiğin, tırnağı etmez gidenin,
Giden can özündür, seçtiğin bir zan.
Sırtında yük olur o boş bedenin,
Kırılır kalbindeki mukaddes mizan.
Yoldaşın aynadır, yoldaşın gölge,
Vefadır insanın en kadim harcı.
Seni sen eyleyen o kutsal bölge,
Ruhun temelidir, en sağlam burcu.
Zaman süzgecinden geçmeyen dostluk,
İlk rüzgar esince savrulur gider.
İçini kaplarsa derin bir boşluk,
Sahte pırıltılar mahveder, biter.
Yolda kalmak budur; ne geri, ileri,
Kendi vicdanında hapsolur insan.
Dönüp de bakınca o günden beri,
Koca bir hüsrandır elde tek kalan.
Unutma ki yolun sonu mühimdir,
Lakin ondan evvel "kiminle" vardın?
Vefa sönmeyecek ulu fehimdir,
Sen o vefa ile cihanı sardın.
Garip Murat söyler, sözü özünden,
Dostun kıymetini bilmeyen yiter.
Düşersen bir kere yarin gözünden,
Ömrün hazan olur, kıştan da beter.~
Kayıt Tarihi : 1.3.2026 14:24:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!