Evrim Hipotezinin Bilimsel Dayanaksızlığ ...

Muhammed Rıdvan Kaya
234

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Evrim hipotezi Charles Darwin'in 19. yüzyılda ortaya koyduğu ve türlerin zamanla değişim göstererek başka türlere dönüştüğünü öne süren bir hipotezdir. Ancak, modern bilimsel bulgular bu hipotezi destekleyecek somut kanıtlar sunamamıştır. Aksine, evrim hipotezinin temel dayanak noktaları olan "varyasyon", "doğal seleksiyon" ve "mutasyon" gibi kavramlar, türlerin sabit kaldığını ve genetik sınırların aşılamadığını ortaya koymaktadır.
1. Varyasyon Evrime Kanıt Oluşturmaz
Varyasyon, bir tür içinde genetik bilginin farklı kombinasyonlar sonucu çeşitlenmesini ifade eder. Bu, genetik bilgi havuzunda zaten mevcut olan özelliklerin farklı bireylerde farklı şekillerde ortaya çıkmasıdır. Örneğin, insanlar arasındaki boy, saç rengi veya göz şekli gibi farklılıklar, genetik varyasyonlara dayanır. Ancak bu çeşitlilik, yeni bir genetik bilginin oluştuğunu göstermez. Canlılar, genetik havuzlarındaki mevcut bilgilerle sınırlıdır ve bu sınırlar aşılamaz. Darwin, hipotezini oluştururken varyasyonların sınırsız olabileceğini öne sürmüştür. Ancak 20. yüzyılda yapılan genetik araştırmalar, varyasyonların belli sınırlar içinde gerçekleştiğini ve bu sınırların ötesine geçilemeyeceğini ortaya koymuştur. Nitekim, evrim hipotezinin savunucuları tarafından sıkça örnek gösterilen Galapagos ispinozları, Darwin'in iddia ettiği gibi türler arasında bir geçiş olmadığını, yalnızca varyasyonların mevcut olduğunu göstermektedir.
2. Genetik Değişmezlik (Genetik Homeostaz)
Canlı türlerinin genetik yapılarında sabitlik olduğu, modern genetik biliminin ortaya koyduğu önemli bir gerçektir. "Genetik homeostaz" adı verilen bu ilke, canlıların genetik yapılarının belli sınırlar içinde kaldığını ve varyasyonların ötesine geçemediğini gösterir. Örneğin, hayvan yetiştiricileri, farklı inek türlerini çiftleştirerek daha fazla süt veren türler elde edebilirler. Ancak bu süreçte inekler, başka bir tür haline dönüşemezler. Luther Burbank ve W.L. Johannsen gibi bilim insanlarının çalışmaları, canlılarda oluşabilecek değişimlerin bir sınırı olduğunu ve bu sınırların hiçbir zaman aşılamadığını açıkça ortaya koymuştur.
3. Mutasyonlar ve Antibiyotik Direnci
Evrim hipotezinin temel dayanaklarından biri de mutasyonların yeni genetik bilgiler oluşturduğu iddiasıdır. Ancak, mutasyonlar genellikle genetik bilgiye zarar verir ve faydalı değişimler oluşturmaz. Antibiyotik direnci gibi örnekler, evrim hipotezinin savunucuları tarafından sıkça dile getirilse de, bu durum evrimin bir kanıtı değildir. Antibiyotiklere direnç geliştiren bakteriler, yeni genetik bilgi üretmez; var olan genetik özelliklerin çevresel seçilim sonucunda baskın hale gelmesinden ibarettir. Antibiyotik direnci, genetik çeşitlilik içinde zaten mevcut olan direnç genlerinin seçilim yoluyla öne çıkmasıdır. Bu süreç, genetik bilginin artmasını değil, mevcut bilgilerin yeniden düzenlenmesini sağlar. Benzer şekilde, DDT’ye direnç geliştiren böceklerde de aynı mekanizma gözlemlenir. Bu durumlar, evrimin yeni türler oluşturduğu iddiasını desteklemekten uzaktır.

Tamamını Oku

Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta