gündüz susup geceleri duyulan sesler gibi
çınlıyor ellerimin altında beyaz kağıt
ömrümün ilk çeyreğine ait**
gri susuşlarla..
ismi yeni verilmiş bebeğin
düşlerini elinden almak olur şeytan
yıllanmış bir sevdanın
yükünü taşır mezar taşları
belki de en büyük aşka olan saygımızdan
okuruz duaları..
Ne zaman söz verdim sana?
kimin hediyesiydin içi ateş dışı buz?
tüm sözlerimin dönüp dolaşıp
sana takılmasını istedim mi söyle..
o ezgiler ki anahtarıydı kalbimin sana açılan
ruhun şu ana kadar inandıklarının toplamıdır..
bu yüzden sen karar ver ne kadar ruhundayım!
karanlık; tanımlayamadığın aydınlıkların toplamıdır..
bu yüzden sen karar ver yüreğini neyin kararttığına!
uzakta..
sevgisine doyamamış çocuk dertleşir yatan anasıyla
bir yudum su getirmiştir
anasının ruhu olup kendine görünecek kuşa böceğe
ve kelebek..
gözlerini açmış dinlemektedir
O yıldız..
Ki adadın düşlerini sorup soruşturmadan..
Bir de dolunay vardı
Tepede uluyan kurdun
ince çizgi gözlerinde parlayan
Kapadın gözlerini..
yaşanmamış bir hayatın
öcünü alıyorum hatalarımdan
yaptırımı olmayan aşklarımı
rehin veriyorum umutlara
sahibini aradığım..
sevgi sözleri satıyorum şiirlerimde
ne zaman açıldı kapı
gönül ne zaman farkına vardı gerçeğin
nasıl ki önemsizleştirir
kalbin ağlamasını bilir misin dost?
damlaları istesen de akıtamazsın
göremezsin de büyüklüğünü..
hissedersin de..
anlamazsın!
Başlayabilmek..ilk adımların heyecanla karışık biraz korkulu mutluluğu..
Ve anlamsız başlayan her başlangıç kadar sıkıcıydı hayat..büyük taşların her yapıda yer alması gibi tüm edebi cümlelerin vazgeçilmez konuğuydu''hayat,aşk,sonsuzluk''..
Sebepleri mi sorgulamalıyız yoksa? önemsenmek! ! ..Bilinme ve anlaşılabilme KAYGISI..ya da umutsuz bir şizofreni? belki de hiç..yani yokluk ve onun hissettirdiği herşey'leşebilme tutkusu...
Ve cümlelerinin sonundaki üç nokta ele vermiştir onu.bir beyaz sayfa; silik,mavi bir kalem ve soğuk gri bir beyinle varoluşunu sorgulaması,küçük bir çocuğun,denize attığı taşın yarattığı dalgada boğulmasından farklı değildi...
''Rollerimiz! ''diye düşündü bir yanı acıyarak.yalnızca normal insan statüsü için kabullendiğimiz anlık evrimler.gülebilmek ya da dışlanmamak amacıyla yitirdiğimiz kişiliğimiz(varsa) ve basitliğimiz ki sorsanız''yalınlaşma''derler.(her yalanın doğrulanabildiği bir dünya)
''Takmıyorum HİÇBİRİNİ''diyecekti az kalsın.ancak umursamadığı(ya da öyle hissetmeye çalıştığı) şeyler temele inince çarpıyordu umursamayanın da yüreğine.**kendim**dediğimiz,şu an tanımlayamadığımız olasılıkların bileşimi ve başkaları diye eleştirdiklerimiz de potansiyel bir ''kendim''in parçası değil mi aslında?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!