Mekanın silindiği,
İzimizin kaybolduğu,
Loş bir şafaktı,
Bir aceminin iştahıyla,
Titreyişiyle,
Parmaklarımı, tenine kenetlemiştim.
Boynunun, amber kokulu nemi,
Gönlümün, çölleşmiş vahasına süzülen,
Hayat pınarıydı.
Üstatlar gibi dizdiğim, yakıcı,
Haz dolu tümcelerim, içten,
Durmaksızın fısıldadığım,
Tutkum hakikiydi.
O an dilemedin,
Aralayayım,
Mabedin kapılarını,
Habersizce süzülüp yittin,
Asla da sormadın.
*
Aylar haftaları,
Haftalar, ayları kovaladıkça,
Tenimde hummalar,
Yaralar belirdi.
Gövdem, yokluğunda buz kesip kasılırken,
Bitkindim,
Devası yoktu, bağrımdaki kesiklerin,
Arzulamıştım.
*
Gece karası ulağım, sadık yardımcım,
Kanatlansın diye, müjdeli muştularla terasına,
Nakşetmeye koyuldum.
İşleyip cazibeni, boş parşömenlere,
Salıverdim şahinimi,
Niyetimi yetiştirsin diye, kucağına.
Gör artık, çizdiklerimi,
Avcı kuşum gibi, süzüleyim yatağına,
Anımsa artık, şu köle aşığını,
Pervanen olayım yamacında,
Birlikte tüketelim ömürlerimizi,
Ey eşsiz tapınak.
Kayıt Tarihi : 10.12.2025 14:39:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!