Renksiz bir gül büyür
Gündüzü geceye deviren gün dönümlerinde
İnadına kök salar.
Gelişin bir bahar değildiki
Şimdi bu kış niye
Niye bu yağmurları yüreğimin
İnsanın yaşarken çekilir mi bedenden ruhu?
Yerinde duran tüm renkler siyah-beyaza döndü.
Yıkıntılar arasında can çekişiyor bedenim.
Bir nefeslik değilmiydi ömür?
Neydi beni karanlığa iten?
Işıklarımı kim çaldı?
On dokuz yaşımı geri verin bana
Yaşamımı istemem o sizin olsun
Bana, on dokuz yaşımı verin
Sevgilerimi verin mesela
Saf duygularımı
Kirlenmemiş dünyamı verin
Oysa ben sana düşeli kopmuştum çoktan bu dünyadan.
Çoktan bambaşka diyarlara kanat çırpıp uçmuştum
Ne hazin, sonu olmayan bir yola düşmek
Ne zor bile bile her adımda daha fazla kayba yürümek
Kendi ellerimle yazıyorum kendi sonumu satır satır
Son mısra, son haber, son nefes
Sen gittin
Sanki yıldızlar gökyüzünden çekildi
Kurumuş bir nehir kıyısında, susuz kalmış bir ağaç gibiyim
Yağmura hasret dallarım
Renklerim solmuş, güneşim batmış
Ebedî karanlıklara gömüldü şimdi yüreğim
Kasımpatı tohumları ektim yüreğime, adın dilime her değdiğinde
Dağ yamaçlarında yorgun ırmak yataklarıydı sanki düşlerim
Sen en sevgili
Ve ben
Taksim görmüş bulutlar gibi
Değmeden ellerin ellerime
Kışa doğru yol almışken mevsim
Bir sevda türküsü hoşluğunda
Batan bir güneş loşluğunda
Çarpar yüreğim sevda coşkusuyla.
Kış a doğru yol almışken mevsim
Aramızda bir adım vardı
Oysa o adım dünya kadardı
Sandım ki güneş doğacak
Bakışların yalancı bir bahardı
Gülmeyi tam öğrendiğim yerde sustu sözcüklerim
Şimdi hiç gerçekleşmeyecek hayallere sürgün yüreğim
Seçimi olmayan bir yoldu yürüdüğüm
Adımlarım koşup gelmek istesede,
bağlayan zincirler bırakmıyordu beni sana
Sen anlamıyordun oysa
Rüzgara kapılacak cesaretimin olmayışını
Yanılgılar girdabında kayboluşumu
Gecenin en koyu vakitlerine sor beni
Kaç yıldıza işledim nakış nakış gözlerini
Dantel gülüşler serdim
Bir gelin edasıyla süsledim düşlerimi.
Ayın karanlık yüzüne sor




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!