Bir şehir uykusuz, sokaklar sessiz ve yalnızlık ağır bir sis gibi çöküyor gecenin omuzlarına. Gözlerim tavana mıhlanmış, düşünceler zihnimin kıyısında gelip gidiyor.
Zamanın nerede başladığını, nerede bittiğini unuttuğum bu saatlerde, bir düş beliriyor yorgun göz kapaklarımın ardında.
Uykusuzluklarda uyuyan bir düş!
Biraz geç kalınmış, biraz erken alışmış.
Belki de zamansız bir yolculuğun ortasında yakalanmış. Bir gölge gibi süzülüyor hatıraların arasına, geçmişle geleceğin arasında ince bir çizgiye dönüşüyor. Sesini unuttuğum ama varlığını hissettiğim o düş, karanlığın içinde sessizce nefes alıyor.
Bir sessizlik düştü kalbimin kapısına,
Ne var ne yok, saklı her şey içime dağılmış hâlâ.
Zamanın perdesi yırtılsa da, gizli koca bir sırla,
Yüzümde hâlâ yokluğun izi duruyor aşkla.
Bir nefes dolaşıyor evrende usulca,
Hem bin yıllık yorgunluk taşırım,
Sonsuzluğun eşiğinde durmuş gibi,
Gözlerimde eski çağların suskunluğu,
Ruhumda sayısız seferin izleri.
Her nefeste bin kere göç etmişim
Ve bin kere dönmüşüm kendime.
Zaman, sessiz bir cellat gibi
Ruhumdan ince ince parçalar koparıyor.
Her saniye, kendimden biraz daha eksiliyorum
Bir gölgeye dönüşüyor varlığım,
Karanlığın koynunda saklanıyorum.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!