Sen geldin ve sırana geçtin.
Çok geçmeden yere düştü kokulu silgin.
Ben yere düşen silgini alıp verdim sana.
Yüreğimi koyabilirdim bir “Sağol”una.
Sonra göz göze geldik, bakıştık biraz.
Senin yanakların al al oldu, sanki kiraz.
Sanki içimizde neşenin senfonisi vardı.
Dönülmez akşamın ufkundayız.Vakit çok geç;
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan
Devamını Oku
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan



