ücra dağların duruşu kemikleşen omuzlarımda
kimsesiz çocukların melül melül bakışları
ürkek sevinçlerimde
yılların çökkünlüğüyse zanlı mühür
alnımda
birileriyle yürümek gibi hevesim de yok
alıp kalbimi kuytulara saklamak geliyor
içimden
sonra
tenhalarda bir başına top oynayıp düşen
çocuk gibi
hemen kalkıp ayağa üzerimi silkeleyip
havaya toprağa suya ağaca selam verip
-yok bişi yok
-bişiyim yok
sadece dizlerim renklendi
kırmızı oldu biraz - diyesim var
fısıltı halinde
ah!
annem olsaydı bilirdim ki
hep aynı tanıdık ilacı sürerdi yaralarıma
minyatür ama sıcacık bir öpüşle
nasıl geçti mi?
ağrıyor mu hâlâ - diyen ipeksi sesiyle
bende mıymıylık yapıp- evet derdim
tekrar o şifalı öpüş için
kim bilebilirdi ki o sevginin
iyileştiremeyeceği hiçbir yara yoktu şu yeryüzünde
lakin rüzgârlar
hep kavruk kavruk yanık eserdi
yıllar eskitir ve zaman çürütürdü fani bedenleri
silindi bir şeyler alın yazımın nahoş tahtasında
elimde siyah beyaz bir resmin
kıraç yüzü kaldı
gitgide
kanayan hiçbir yaram ezeli kadar acımıyor
hiçbir korku hiçbir üzgü sızlatmıyor
çünkü öpülecek ne bir dizim
ne de top oynayacak hevesim kaldı
bakışlarımın iyesiz koridorunda
-iç yakan
-iç söken
ama o bakışta hep hatırlanan
- o eski yara o eski zevahir
1808202613:37
Kayıt Tarihi : 19.08.2026 12:45:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!