Yıkık bir geçmişin gölgesinde kalmak istemedim,
Zamanın zincirini kırdım, her dem silkelenip kalktım.
Eski yükü, omuzlarımdan akan bir nehir sandım,
Elimde olanlarla mutlu olmayı yeniden yarattım.
Yolum uzundu, virajlıydı, sarp dağları vardı,
Fakat ben yarına, yeni bir hayat kurmak için vardım...
İki küçük kalp, iki can emanetti yanımda,
Onların nefesi, en ağır yükümü hafifleten rüzgârdı.
Masum bir sarılış, bana unuttuğum güneşi hatırlattı,
Onlar benim yeni lisanım, kederi unutturan sırrımdı.
Geçen zaman, dudaklarıma gülmeyi yasaklasa da bir an,
Onların aynasında kendime yeniden gülmeyi öğrettim.
Sanki bir danteli söküp yeniden işler gibi sabırla,
Acılarımı, dertlerimi ilmek ilmek sökerek geri attım...
Şimdi bakmayın yüzümdeki onca eski çizgiye,
Geleceğim parlak bir tuval, bir taslak geçmişim ise.
Benim ışığım içimde, iki küçük kalpten yayılan sevgiye,
Artık zindan yok, açılan bir kaçış kapısı var sadece.
Benim zaferim, hüzne inat attığım her adımda gizli,
Yeni bir şafak doğuyor, her zorluğun bitişiyle.
Bu ağır yolda, iki minik elden tutunarak yürüdüm,
Ben onlara hem yuva oldum, hem de yeniden doğdum...
Bugün duruşum dimdik, o eski yorgunluk yok artık,
Geceye küskün ruhum, şimdi ay ışığıyla barışık.
Attığım her adımda onların geleceği saklı,
Biliyorum ki her emek, bir tohumdur ve her tohum kutsal.
Dün dökülen gözyaşı, bugün toprağı yeşerten su oldu,
Ve ben, kendi hikâyemin en güçlü kahramanı oldum.
Taşın altında kalan o eski bana selam olsun:
Bir sevgi yolumu aydınlattı, ve ben yeniden var oldum...
Nurgül Ankara
Nurgül AnkaraKayıt Tarihi : 6.11.2025 01:44:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!