Teyzemin çocukları
Seni hep böyle çağırırdı;
Es'bebe...
Büyüdü, eşek kadar oldu
Sıpalar!
Es'bebe aşağı...
Es'bebe yukarı, yine!
Nakışlı önlüğünü
İkiye katlanmış görürlerse
Sarışın yumurcaklar
İçinde onlara göre
Birşeyler sakladığını anlar
Ve hemen
Es'bebem gelmiş, derlerdi...
Hoşgeldin ebe!
Ver elini, öpeyim!
Tabi o el öpenlerin çok olsun,
Duasından sonra
Mutlaka ya bir elma
Ya bir ayva
Yahut da bir avuç kuruyemiş
Geleceğini
Hepiniz bilirdiniz!
Değil mi, uyanıklar!
Teyzeme seslenirdiniz sonra;
Kız ana!..
Baksana...
Es'bebem gelmiş!
Önlüğünün arasında
Bugün ne getirdin bize ebe?
Esma Ebem...
Anneannemizdi bizim!
Onüç yıl önce göçtüğünde
Yüzüç yaşındaydı
Benim güzelim...
Bindokuzyüz on doğumluydu
Kocası, askerden gelir gelmez
Yirmi gün sonra ölmüştü
Teyzem iki haftalıkmış
Annemse dört yaşında yokmuş...
Düşünün!..
Benim Mahmut Dedem'di
İşte O!
Genç yaşında ölünce
İki çocukla dul kalmıştı karısı!
Benim zavallıcık
Esma Ebem...
Köyün orta yerinde hem de!
Kocasından sonra
Kaynıyla evlendirmişler O'nu
Resmi nikâh kıymışlar üstelik!
Adam, bir beklemiş;
Çocuk yok!
İki beklemiş; bi'şey yok!
En sonunda dayanamamış
Üstüne, kuma getirmiş Ebeciğimin!
Siz ne dersiniz bilmem ama
Biz Tokat Yöresinde
Anneanneye ebe, deriz!
Bizde gelenek böyle!
Ne yapalım artık biraz
Birbirimizi idare edeceğiz!
Öyle değil mi canlarım?
Nerede kalmıştık efendim?
Ha evet! Şu kuma meselesinde...
Kardeşinin eşiyle evlenmek
Ya da kaynının karısı olmak...
Ne taraftan bakarsanız
O derece acı
Ve sarsıcı bir mesele
Kanaatimce!
Tutmuş kolundan elin kızını
İkinci dedem
Ve kaçırıp biryere götürmüş!
Kocan kız kaçırdı, demiş komşuları
Ebem duyunca yerlere yığılmış.
Kalp krizi geçirmiş sahiden.
Allah Aşkı için yardım edin!
Şu yerimden bir kalkayım, demiş...
Sürükleye sürükleye kadınlar
Ebemi, ocağın başına kadar götürmüşler.
Hemen, elini- yüzünü yıkayıp
Bir tas su içirmişler.
Canım benim!
Nasıl sevdiyse artık
O vefasız herifin tekini!
Kalbinden vurulmuşa dönmüş
Resmen!
O nankörü öksüz, diye
Sinemin ortasında büyüttüm ben!
Kocamla ikimizin
Arasında uyurdu hep...
Yemedim, yedirdim!
Giymedim, giydirdim!
Çocuğum gibi bakmıştım Ona!
Oysa, O ne yaptı bana?
Ölürsem hakkım, helal değil!
Derdi, Salih Dedem için!
Doksansekizde
Muayeneden sonra
Sormuştum birgün.
Kalp krizi izi...
Sismik bir harita gibi
Taramada ortaya çıkınca tabi...
İnsan kalbi
Ne enteresan bir parça, değil mi?
Kendi hayatının
Banyo yapılmamış
Karanlık oda resmi adeta!
Esma Ebem...
Hep teyzemden olma torunlarına
Kıyak geçmedi çocukluklarında!
Bize de çok iyi bakardı!
İlkin gelince meselâ hemen
Bir elma çıkarırdı
Gizli bölmesinden!
Sonra, iki tane de ceviz...
Daha sonra, iki ablam ve bana
İkişer ceviz daha...
Yarım saat geçmeden, bir armut...
Daha sonra biraz fındık, fıstık...
Kendisi fıstıktı, ama haberi yok!
Ufak tefek, akça pakça birşeydi.
Asık suratlı biri asla değildi ki!
Elinde bastonu
Yüzünde hiç silinmeyen bir tebessüm
Sanırsınız
Şeker kutusu mübarek!
Hazine sandığı mı desek
Ayaklı bakkal dükkanı mı desek
Bilemedim şimdi!
Yoksa kiler dolabı mı?..
Yanımızda, yöremizde
Yanıbaşımızdaydı daima!
Ne zaman başımız sıkışsa
İlk o yetişirdi
Hızır gibi!
Ne vakit üzgün olsak;
Bizi o güldürürdü!
Nasılsın şimdi yavrum?
Söyle bakalım, derdi bana...
Keçilerin dağdan indi mi?
Rengârenk, dokuma önlüğüyle
O şen şakrak haliyle hep
Bütün muzipliğiyle
Aramızda gezer dolaşırdı.
Çocuklar gibi eğlenirdik!
Küçükle küçük
Büyükle büyük olmayı bilirdi!
Her iki kocasından da
Dul kalınca Ebeciğim...
Köy yerinde
Kadın başına ne yapsın garibim?
Vaktini boşa harcamamış hiç
Durmadan çalışıp didinmiş.
Tavuk beslemiş
Yumurta satmış
Keçi beslemiş
Sütünü, yoğurdunu satmış.
Tam onbeş keçisi vardı
Derdi, annem.
Bir yola giderdi
Kimse yarışamazdı annemle!
Erkeklerden hep önde giderdi.
Bir tapul ederdi...
Bir bağ bağlardı...
İki tırpancı ardından
Onun elinin hızına yetişemezdi!
Çarığını kendi dikerdi...
Hep böyle anlatırdı
Esma Ebemi bize
Rahmetli annem;
Bizi muhanete muhtaç etmedi!
Hem analık
Hem de babalık yaptı, derdi...
Sana da ismini verdi
Diye eklerdi...
Huyların da Ona benzemiş!
Becerikliliğin de
Aklın da...
Saman alevi misali
Öfkeli hallerin de!
İnşallah, kaderin benzemez!
Onun gibi genç yaşında
Kocasız kalmazsın!
Ah sevgili anneciğim!
Ruhun şâd olsun Tomurcuğum!
Böyle deyince
Gülmeyle karışık
Bir espiri yapasım geldi!
Hani demiş ya kadının biri
Anan koca mı gördü ay oğul?
Herneyse!
Mizahçı yanım da
Sana benzemiş bak işte!
Az kaldı senin aklına uyup
Koca şiiri çöp edecektim anne!
Beğendin mi yaptığını?
Neyse şimdilik
Gülmem geri gitsin!
Esma Ebeciğim'in zekâsından
Kızları, torunları
Ve torununun da torunları hatta
Toplamda elli küsür kişi işte...
Her birimiz bir parça
Bir kırıntı almışız.
Tıpkı yıldız tozu gibi...
Öyle akıllı
Öyle temiz
Öyle yetenekli bir kadındı ki
Meziyetlerini saymakla
Bitiremeyiz.
Haydar Eniştem vardı...
Teyzemin kocası!
Ebem için...
İmkânı olsa da
Eğer okusaymış var ya
Kesinlikle ya bir hakim
Ya bir doktor olurmuş, derdi.
Hem hafız zekâsı
Hem mühendis zekâsı
Hem de edebiyat zekâsı vardı
Güzelimin.
Yanakları Amasya Elması gibi
Pembecik
Toparlacıktı.
Boyu da bana özenmiş olacak
Kısacıktı...
Bir meşe fidanı kadar ancak
Ya vardı, ya yoktu!
Sanki bıraksak
Küçük bir kız çocuğu gibi
Akşama kadar aramızda
Bizimle oynayacak!
Birgün teneffüs saatinde
Okulun bahçesine gelmişti.
Elinde meşhur bastonuyla
Yanımıza kadar iyice yaklaştı.
Ne yapıyorsunuz böyle bakalım?
Nasıl bir oyunmuş bu, dedi.
Ebemin Yaptığı Yapmaç!
Dedim ben de
Gayet rahat bir ifadeyle...
Katıla katıla gülmeye başladı.
-Vallahi, ben birşey yapmadım, dedi!
Öyle tatlı bir hali vardı ki!
Sonra da
Annenden izin aldım
Bu akşam bana
Misafir olur musun
Mektepli hanım, dedi.
Ders bitsin gelirim ebe, dedim
Annem izin verdiyse
Mesele yok!
O gün ebemin evine gitmek için
Akşamı zor etmiştim.
Bu arada
Biz köy çocukları olarak
Birdir Bir Oyununa
"Ebemin Yaptığı Yapmaç", deriz
Kısaca...
Tamam mı millet?
Kimse, farklı birşey zannederek
Zihnini boşyere yormasın da aman
Bir de sizi düşünmeyelim sonra!
İkibin onüç senesinin
Sıcak bir Temmuz Ayı'ydı...
Birgün bir telefon geldi;
Açtım baktım;
Teyzemoğlu Ali'ydi.
Dün akşam
Tokat Devlet Hastahanesi'nde
Es'bebem ölmüş, dedi.
İstanbul'dan köye varana kadar
Onun o küçücük bedenini
Elimle yıkayana dek
Bizi terk ettiğine nedense
İnanmak istemedim.
Nur topu gibi birşeydin zaten!
Sen Güzel Kadın!
Nurlar içinde uyu yine
Sevgili Anneannem!
Kuzenlerin deyimiyle
Es'bebem!
İyi ki vardın hayatımızın
Her safhasında!
Beni iki defa
O şifalı ellerinle
Ölümden kurtardın!
Unutur muyum hiç!
Asla unutmadım!
Biri Kızamık'tan
İkincisi güneş çarpmasından...
Sıcacık koynunda uyutup
Ekmeğinle aşınla
Sevginle büyütün beni!
Hep korudun kolladın
Duarınla itikat aşıladın
Annem kadar olmasa da
Onun gibi sevdim seni
Onun kadar güvendim sana.
Ah güzelim
Küçücük
Toparlacık
Mini minnacık Ebem benim!
Nurlar içinde uyu canım!
Esma Bebeğim!
Güleryüzlü sevdiğim...
Es'bebem...
Yattığın yer seni incitmesin güzelim!
Kayıt Tarihi : 29.06.2026 20:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Esma Özdemir İstanbul, 29 Haziran Pazartesi Sa: 20:11




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!