Mavi, ruhunu sarar ince tül kumaş gibi,
Denizlerin en derin, en ıssız cevheri
Gölgesi düşer en kuytu, mahrem yere,
Uçsuz bucaksız hiçliğin sanki şenlik yeri
Oysa ki gök yüzüdür mavinin en son durağı.
Siz kargaşa köyünün geçimsiz insanları
Fayda dünyasında yarar ortası dalkavuk
İkram var alemde bak çıldırdı mantıkları
İnsanlar çıplak nedendir maddeler giyinik
Günün ‘yok’ da ‘varlık’ dünyası sen maskarası
Sabırsızım,sabrın bencil fukarası ben,
Ben zamana bağlıyım,zaman hürdür benden.
Ayaklarım ellerime muhalif,yoktan,
Bana zindan vehim,alim olan göz zindan!
Meçhul tarih,melez gün,doğurgan tebessüm,
Toprak uyandı, ıslak bir rüyanın ardından,
Su toprağa kavuştu, havada bir melodi.
Güneş, sererken ışıltısını yeryüzüne,
Tabiat tomurcuklandı, hayat filizlendi.
Bahçelerimde uzun kışın perdesi kalktı,
Hızla,peşim sıra,yollara düşüyorum,
Zaman küçülüp vakit sık sık darlaşıyor.
Göz önüne geliveren gölgeler malum,
Uçun gecenin pak kelebeği gölgeler...
Ben peşimde gölge hızlıca yürüyorum.
Ağaç dalı titrerken, ürkek kuş sallanır
Rüzgar iter ağacı toprak harmanlanır
Suya giren balık, düşerken yakalanır
Damla damla biriken kendini göl sanır..
Ölçer mesafeleri yeryüzü adımlanır
Düşünen aklıma sır saklayan meçhul kelle,
Beni emanet bıraktığın sırda yıllandır.
Boş avucuma yerleştirdim, sık başımı elle;
Bugün hatır kalmasa da yarın takdir kalır.
Dikilse mazlum çehre, beni bir kez saklasa...
Seslerin dili vardı,birşeyler anlatır.
Her ses bir kelimedir,neleri anlatır.
Patlatılan her balon,atılan her adım.
Her kanat çırpan kuşlar,neleri anlatır.
Hiç yürümez ki sesler,elsiz,ayaksızdır.
Daldığım uykudan çıkmamak üz re,
Yollan yolculuğa mezar taşları,
Musalla taşından kalkmamak üz re,
Girdim peşinden dipsiz bir kuyuya.
Dolan kefene istemem ben ipek,
Hiçlik varken tek nokta, bir çizgiye dönüştü;
Sonsuzluğun kalbinde, cüz cüz açıldı zaman.
Ne bir son ileride, ne geride buruştu;
Leke leke görünür, ruhu gezdiren çaban.
Ben varsam vardır dünya, içinde uyanmalar...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!