Dağlardan aşıpta gelse bir yiğit
Bütün endamıyla görsem babamı
Biterdi dertlerim verse bir öğüt
Sarmaşıklar gibi sarsam babamı
Kara toprak gibi sarsam babamı
Gam eksilmez bu dağların başından
Toprak yanar üzerinde kar üşür
Garip ağlar yetim gülmez kışından
Yazı hasret baharında har üşür
Ben ölürsem gariplerin derdinden
Elimde bir sihirli değnek olsa
Bütün açları doyursam
Kucak kucak param olsa
Adaletlice dağıtsam...
Beklesem her caminin önünde
Sen bana dönmediğin zaman
Ben deliye dönüyorum
Sarpa sarıyor bütün işlerim
Ne yaptığımı bilmiyorum
Ya elimden bir kaza çıkarsa
Geceler başıma dikildi yine
Sessiz çığlıklarım arşı titretir
Gözyaşım karışır hecelerime
Dermanı sendedir devası sen de
Reçetem yazılır hep gözlerine
İlacı sendedir merhemi sen de
Sen benim kolumu kırdın
Kanatlarım sen de kaldı
Sen benim ahımı aldın
Dualarım yarım kaldı
Dilerim bir daha korkma
Ah o eski ben olsaydım
Belki de hep yanındaydım
Nasıl düştüm düştüm küstün
Dünya oyun yuvarlandım
Hem mahcubum hem mecburum
Ne kadar bastırabilirsiniz duygularınızı
Kaçırır bir kara sevda uykularınızı
Biraz şiir okuyup gezsem dersin dünyayı
Senin yaran az gibi bir yara da arzundan
Melankoli çıkıyor yürek denen ambardan
İlk baharını özlemişim köyümün ilk baharını
Çimenlerin kar altından uyanışını
Sonra papatyaların açışını kokusunu
Köyümü özlemişim anam köyümü
Meyvelerin çiçek açışını döküşünü
Aşıkların çektiğini aşık olmayan bilemez
Severek demlenirler yaşayarak ölürler
Aşıkların sîreti suretinden güzeldir
Yaşadıkları batın yaşadığı zahirdir
Sana göre yazdığı sade saik şiirdir
Erdoğan'a sorsanız sair alem ilimdir




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!