Doğdu 1928 yılında Vretça köyünde
Taştan bir yapıydı evimiz
Köyün girişinde hakim bir tepede
Bittalar ve İsdahtera’lardan yetişiriz biz
Annemiz Pembe idi babamız Aziz
Doğdun belirsizliklerle dolu bir dünyaya
Soran olmadı isteyip istemediğini
Soran olsaydı cevabın ne olurdu yaradana?
İlk çığlıklarını atıp da girdiğin
Doğum odasının beyaz duvarları ve
Yeşil giysileri ile personel
Şarkılar türküler senin için
Hüzünlü duruşun, ürkek nefesin
Deli edecek beni sen nerdesin
Rüzgarlar uğuldarken
Savururken içimizdeki hasreti
Ta uzaktan yansıyor bülbülün sesi
Okuyacaksın fidan boylum
Güler yüzlü evladım
Ümitler yeşerecek, başaracaksın
Sık dişini şehrazadım
Sabahlar olur güneşler doğar
Gün gelip kazanacaksın
Hasta olmaya razıyım
Eğer bu kadar ilgi göreceksem
İyi kalpli güzel sağlık melekleri
Dönecekse etrafımda
Şevkat dolu, insancıl
Yaşamak dolu dolu ve özgür
Onaltı Aralık 2006 da uçtuk Londra’ya
Görmek için sabırsızlandık durduk
Saatlerce göklerde ordan oraya
Kartal gibi süzüldük durduk
Göçmen yeğenimle abimler karşıladı
Passatla eve bir saatte konduk
Tarihin derinliklerinden
Akıp gelen bu güzelliğinle
Şehvetli bakışlarından süzülen
Büyülü gözlerinle
Renkli taşlar dizmişler
Kaşına dudaklarına örmüşler
Kartepe uzaktan ne kadar yalın ve soğuk
Üstündeki ağaçlar adeta donmuş
Bulutlarla sarmaş dolaş
Gün tükeniyor, güneş batıyor
Şimdi olmalıydım o dağda
Atatürkün silah arkadaşıydı
‘’Harp kazanılır ama asker sevkiyatı
Zamanında yapılırsa’’ dedi ata
Behiç Erkin başındaydı demir yollarının
Tavizsiz çalıştı, hiçyılmadan verdi emir
Yalnız bir şartı vardı
Ayaş yolunda çeşme başında
Gördüm o dünyalar güzelini
Sarıydı saçları gözleri renkli
Vuruldum kaldım dağ başında
O yürüyüşü nazlı endamı
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!