-Gezegenlere-
Her bî-haber ne bile mahabbet safâsını
Nâ-merde aşk u derd hevâ vü heves gelür
Şeyhi
Hayat nerede...
Karanlık saatlerden, arta kalan ne...
Bizi asla anlamlıyken teslim almayan
yitirilen şeyle aynileşen
yitirildikçe kazanılan değer ne...
Bizi bu savruluştan
Her bahar yeniden gelirim dünyaya.
Yerle yeksan olurum
martılara düşen kar tanesiyle.
Dehre düşer utanç yüklü filika.
Belki an bizi kavrar.
Tarih düşer İstanbul sularına.
İlk başaktan
aşka ait bir öz düştü toprağa.
Canhıraş bir çırpınış
bir vaveyla koptu toprağın bağrında.
Düşürülse bile aşk, yerde kalmamalıydı.
Değil mi ki bir düşen vardı aşka
Kan tutar beni
beni kan tutar.
Uykularım bölünür.
İntikam tutar.
Kalbim kışa mukavim
Munis bir çocuktum,bir zamanlar.
Alnıma melekler,serin sular serperdi.
Gerçi kalbim, yarılıp temizlenmedi
lakin, uhdud ashabının neşesi de
yer etmezdi içimde.
Yarılıp çatlayanları gördükçe
Musallada verilir
şairliği şaire.
Çünkü
bir ölüden tanrı olmayacağı
bütün yarı tanrılarca bilinir.
Oysa bir mezar taşı
Pınar başına varsa
kuğu boynunu sarıp
Settar sıfatıyla
örtse toprak gibi serin
bir lahza.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!