1.
Lokma döktü benim nenem
Şeyhim sana lokma verem
Lokmamızı sayanların
Giymeyelim hırkasını.
1.
Yazdı kalem kırılacak zaman değildi
Eğildi bütün hassalar alnacında eridiği ateşin
Tavanda grafikler, yeşil akar yatağında
Yatağanda kara
İş, güç, çoluk, çocuk sırtlanların sırtında
Tut elimi
Sıcaklığı siner belki sinene
Gidiver bir karanlık sokaktan kaybolarak
Yokluğun anımsanmayan bahçesinde ak
Aşkın kabrine bakarak
Sütliman sahile rüzgar aşısı
Kanla beyit yazardık.
Sarardı bizi kefen
ve kefen bezi sarardı.
Akarken nehri dehrin
isimleri unutulmuş, nesilleri kesilmiş
mevtalar, önümüzü kesmek için
Hey, bekçi!
Durdur artık, boşluk hırsızlarını.
Doldurmasınlar.
Boş kalsın, ciğerimde alveolllerim.
Yedi delikli parçasında da bedenin,nefesi.
Tanrıyı öldürdüler.
ve şimdi aşk var,namluların ucunda.
Mumu eritmeden ışığın sönmeyeceğini
belki, yüzlerce asırdır biliyordular.
Kim bilir...
Artık bizim, ambarımız dene dolu
yamandı göğün dibi, bize terk edildi
dünyaya terk edildik
feleğin dokuz burcunda yokuz
kale düştü, paralanmış paryalarız
tecime elverişli
Yılışıp da bağışıklık kazanınca mevsime
iliğime düşen soğuk rüzgarı
Rahman oluşundan saydım Halık’ın.
Dayanamam görmeye
direngen ve kavi ayaklarını
beni rüsvay eyleyen




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!