sevdam,
kiralık değil, ömürlük bebek
durmaksızın çalındı kapısı ama
kimseyi içine içine almamıştı bu yürek
kar beyazına gözyaşımla
yazmıştım tutkulu sevdamı
Eylül ayının sonlarıydı
Hazan yaprakları çoktan düşmüştü yere
Dağlar; beyaz gelinliğini giymiş
Sevdiğini bekleyen gelin gibiydi
Dicle kenarında küçük bir köyde
Ağlamaklı gün sevdiğine
Perçem perçem dökülmekte
Küskün ilkbahar sabahı
Yine sensiz, yine sessiz
Gün, sakin
Küçücük bedene sığmazken koca yürek
Küheylan edası vardı kükreyen sesinde
Yedi düvele Acımaz dedirten sen
Vedasız, acı içirip yüreklere kor düşürdün
Kul varken unutulur, kaybedince dokunur
gün, günden öte
ben mahçup
hani,
karanlıkların dövdüğü
kızgın dalga misali
Özlem, alevle çoğalan
Ateşiyle yürekler yakan
Özlem, sıla da ağlatan
Dönüşüyle canlara can katan
Cezbeder güzellikler dünyamızı
Aşık eder onu anlayabilene
Nasıl’ı niçin’i düşünmeden
Saf ve çocuk ruhlu insanlarına
Umut verir heyecan verir
Yalnızlığını unutturur, kendine gel der gibi
Gök mavisi gözlerin
Ağlamaklı şişkince
Özrümüz bahane
Yaptıkların şahane
Altın sarısı saçların
Gülümse be gülüm
Toz toprak kaplı yüreğim, kanar için için
Gündüzünün körebesi olayım
Saklanma sevda bahçende, kirpikler battıkça hançerce
Kırmızı halılar serilir üstüme
Gün kızıllığını yavaş yavaş kaybederken
İzdüşümü körfeze bu akşam da
Resmini çoktan yapmıştı
Geceleri yalnız değilim güzelim
Boşalan şişeler yarenim benim
Her yudumum da şişeme sarılır
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!