Günlerden 1 Nisan;
İçimde bir bahar uyanıyor zamansız.
Yine tanıdık bir huzur doluyor odama,
Ve ben seni sevmek için,
bir neden daha buldum bugün;
Papatya kokulu mısralar şahit.
Sükûtun mührü vurdu dilimdeki her hattı;
Bu aşkı haykırmak, sevda yolunda haktı.
Hasretin soğuk zinciri umudu darda bıraktı;
Sana söyleyemediklerim şiir oldu, gönül tahtımı yaktı.
Hangi çiçeğe dokunsam gözlerin gibi baktı;
Bilmezsin,
Güneş yalnız senin için doğar her sabah,
Ve senin için batar akşamın şeraresinde.
Kuşlar, yalnız senin için kanat çırpar.
Gökyüzü yalnız senin adını haykırır ahir semâda.
Güneş doğuyor yine, puslu bir kasım sabahına
Zaman akıp gidiyor pembe panjurlu penceremizden.
Günler artık daha kısa sevgilim.
Islak kaldırımlarda yankılanıyor adımları çocukların.
Belki de gözyaşlarımın sesi karışıyor yağmura.
Yıldızlar, günle barışır,
Ay, güneşe hasretle yanar,
Dün, bugüne kavuşur da,
Ben, niçin sana kavuşamam, ey mahur gözlüm!
Kalp pusulam hep seni gösterir.
Her dem sen ol mest-i ruhuma deva
Görme mevhum gönlüme azhab-ı reva
Çekmedim cihanda aşktan gayri cefa
Seninle dolsun gönlüm her dem ahir şeva
Ölümü düşledim bugün
Acısız bir ölüm, gamsız kedersiz
Kader mi gülecek yüzüme
Yoksa, ruhum mu kalacak, bedensiz
Uçurumun eşiğindeyim bugün
Ne zaman sen gelsen aklıma,
Bir yere dalmış gülümserken buluyorum kendimi.
Kim bilir hangi hayalin kıyısında,
Hangi gülüşüne sarhoş olmuşum yine...
Sen gidince anladım.
Hiçbir şey eskisi gibi değil artık, bu virane şehirde.
Zaman ağır, geceler uzun.
Sensiz sokaklar, sessiz karanlıklara gömülmüş.
Ben hâlâ seni bekliyorum, o eski lambanın altında.
Gökyüzünden işittim güzelliğini,
Sonsuzluğa kanat çırpan o özgür kuşlardan,
Işıltını aydan, güneşten ve yıldızlardan,
Şefkatini saçlarımı savuran hırçın rüzgardan işittim.
Gökyüzünde buldum güzelliğini,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!