Epstein skandalı
Yakın insanlık tarihinin en büyük yüz karası, istismar skandallarından biri olarak hafızalara kazındı.
Çarpık ilişkiler, çocuk istismarı etrafında şekillenen iğrenç insanlık dışı olaylar, cinayetler, kan içmeler, tam şeytani ritüeller.
Tam bir foseptik çukurudur patlayan,lağım kokuları ortaya yayılan.
Olayların kökeni 200ü li yıllara dayanıyor,uluslarararası ilişkiler boyutu olan trajedi
Olayın baş aktörü 2019 da cezaevinde ölmüş,belgeler zaman zaman siyasi konjonktürel olarak yeni sızıntılarla alevleniyor.
Gölgeler aralandıkça,sistemin halı altına süpürdüğü pislikler gün yüzüne çıkıyor.
Komplo teorileri de devreye giriyor.
İnsan şöyle düşünmeden edemiyor.
Bunları yapanlar insan mı,insan kılığına girmiş,ruhsuz bot varlıklar mı,
Mavi kanlılar,reptilyanlar,
anunnakiler mi?
Kanımca hepsi de şeytana tapan satanistlerin farklı bilinç versiyonları.
Şeytanın amacı kadim bilgilerde ve inançlarda, insanlığı yeryüzünden silmek olarak anlatılır.
Epstein vakası tekil bir sapkınlığın değil, küresel ölçekte çürümüş bir elit ekosistemin vitrini oldu.
Bir adam düştü ama arkasında bir sistem kaldı.
O sistem; para, güç, dokunulmazlık ve suskunluk üzerine kuruluydu.
Bu karanlık yalnızca Epstein’la sınırlı değildi.
Hollywood’da Harvey Weinstein dosyaları patladığında,
kiliselerde yıllarca örtbas edilen çocuk istismarları açığa çıktığında,
spor kulüplerinde, yatılı okullarda, tarikat yapılarında aynı örüntü tekrarlandığında
şu soru daha net soruldu:
Bu bir “birey suçu” mu, yoksa organize bir ahlâk çöküşü mü?
Cevap ürkütücü biçimde ikincisine işaret ediyor.
“Reptilyanlar, Anunnakiler, mavi kanlılar” gibi kavramlar
bugün daha çok sembolik bir dili temsil ediyor.
İnsan, gördüğü vahşeti açıklayacak kelime bulamayınca
insanlıktan çıkmış figürler üretir.
Çünkü şunu kabullenmek zordur:
Bu kötülükleri yapanlar bizim türümüzden.
Ama ruhen kopmuş, vicdanını amputasyonla kaybetmiş,
empatiyi yük olarak gören,
insanı nesneleştiren bir zihniyet.
İşte o noktada “insan kılığındaki varlıklar” benzetmesi devreye giriyor.
Bu bir bilimkurgu değil; ahlâkî yabancılaşmanın adı.
“Satanizm” meselesine gelince…
Burada da çoğu zaman bir dinî ritüelden çok,
güç tapıncından söz ediyoruz.
Çocuk bedeninin metalaştırılması,
masumiyetin avlanması,
gizlilik yemini, korku, şantaj ve sadizm…
Bunlar kadim metinlerde “şeytani” diye adlandırılan şeyin
modern versiyonlarıdır.
Yani mesele boynuzlu bir varlığa tapmak değil;
insanı değersizleştiren her pratiğin kutsallaştırılmasıdır.
“Şeytanın amacı insanlığı yok etmek mi?” sorusu ise
bence şöyle okunmalı:
İnsanlığı fiziksel olarak değil,
ahlâken, ruhen, vicdanen çökertmek.
İnsan kalmadan insanlığın devam etmesi ne işe yarar?
Epstein dosyası bu yüzden korkutucudur.
Çünkü bize şunu fısıldar:
“Sistem bozuk değil, sistem tam olarak böyle çalışıyor.”
Ve sızıntılar bu yüzden aralıklı gelir.
Tam unutulacakken bir dosya, bir isim, bir fotoğraf ortaya saçılır.
Ne tam temizlik yapılır, ne de tam yüzleşme.
Halı altı kabarır ama ev hâlâ “düzenli” gösterilir.
Son tahlilde mesele komplo değil;
güçle sınanan insanın sınıfta kalmasıdır.
Ve bu karanlığa karşı en büyük tehdit
ne silah, ne teknoloji, ne de ifşa videolarıdır.
En büyük tehdit:
uyanmış bir bilinç, örgütlü bir vicdan ,susmayan bir dildir.
Kemal Tekir
Halkın Hak kın sesi
Kayıt Tarihi : 5.2.2026 14:07:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!