Bunca yıl yaşadım
Elime ne geçtiyse yitirdim
Biraz daha yaşayacağım
Yalnız bir şey biriktirdim
Bir bakış, bir görüş, bir duyu, bir düşünce
Belki aç kalacağım
Kaderde senden ayrı düşmek de varmış
Doğrusu bunu hiç düşünmemiştim..
Seni tanımadan
Hele seni böyle deli divane sevmeden
Yalnızlık güzeldir diyordum
Al başını, kaç bu şehirden
Devamını Oku
Doğrusu bunu hiç düşünmemiştim..
Seni tanımadan
Hele seni böyle deli divane sevmeden
Yalnızlık güzeldir diyordum
Al başını, kaç bu şehirden




Aşkına vurduğun kilit kadar prangalısın hayata
Muazzam, mühürlü, çok derin bir imge ve kişileştirme etkileyici, tebrikler şiir örgüsü fevkalade olmuş
güzel. bir tebessüm dünyaya yeter.
üstadım
geçiyor günler hicrî, miladî,
ve rumî takvim takvim,
ki yine tebessümlüsündür etrafına zahir,
ve sana mütebbessimdir olduğun yerler,
muhtemelen hava meydanlarında,
garlarda ve terminallerde,
seyahat öncesinin insan yüzlerinde,
buluyorsundur illa bir miz/ah unsuru,
yana yatık yaşamaktan yana hayatın,
ayazını kesen,
lapa lapa yağan karsın vesselam
mîrim…
kuyu çıkrığı,
kuyudan her su çekişinde,
kovasına bağlı zinciri nasıl sarıyorsa kendine,
işte ben de öyle çekerek ciğerimden hasretini,
sarıyorum yine ıssız kalmış nefeslerime…
azadeyim mevcudiyetinden ama,
özgürlüğüm sende kaldı,
anlıyor musun;
sonbaharım...
ah
üstad; bu sonbahar resmindeki,
ruhuma dökülen ıslak, sarı, kızıl yapraklar,
örtmüyor sevdalı çınarımın üstünü,
kanadı kırık kollarımı talan ediyor hüzün...,
ah sevgili hocam, sonbaharım...;
kuru yaprakların uçuştuğu göğün harasında,
ak yeleli bir burak koşturur...,
yorgunmuş, gözlerine sis çökmüşmüş,
ne münasebet,
ve yüzümün kan çanağına,
durgun aksin yansıyor…
pür dikkat ve halka halka gözlerin ve,
harf harf, hece hece, tane tane ama karmaşık
tam üç dilde hatırıma gelen sözlerinle,
aklımın bulanık suyu çekilirken,
kalbimin bypa/ss izleri kıyıya vurur,
buruk bir tebessümün,
umur görmüş omuzlarından kayan;
parka misali…
susması rahmet,
konuşması zahmet lisanımın;
eflatun bir gülüşün
gözleri yumulu olur,
ve kenarında bir kardelen uyurmuş,
mukaddes sonbaharım...
solgun bir söğüt,
dallarını yüzüme eğmiş
ve yapraklarının;
yanık bir şiir dizesi gibi,
yürek patikasına düştüğü bu demde,
akıp giden zaman şırıl şırıl,
gözlerimin kenarına,
sensiz çizikler atar…
ah üstadım,
gözlerinden inciler dökülse,
sağnak sağnak nola kalbimin kuytusuna,
ağlamaklı bir susuş kadar
üşümezdim belki o dem,
son yaprağı da düşen dalın
gün batımı gölgesinde...
güzel kardeşim,
sevdayı bilir misin;
var mıdır çekmişliğin,
o halde ağlamayı da bilirsin…
hayat, sunulmuş bir armağan mıdır
kullara tamamen acaba,
ve acaba kalbimdeki dönme dolap durdu da,
başladı mı dönmeye atlıkarınca,
bak dostum,
ömrüne vurduğun kilit kadar özgürsün
ve aşkın kadar prangalısın gerçek hayata
unutma, ki tutsaklığınca yudumluyorsun
sevdayı…
ki üstadım; ciğerimin köşesi,
sana bağlaya bağlaya umutlarımı
tutunuyorum hayata...
/unutma bunu/
parantezli ve hicaplı bir iç ses daha işte,
ah
Aşkına vurduğun kilit kadar prangalısın hayata
Muazzam, mühürlü, çok derin bir imge ve kişileştirme etkileyici, tebrikler şiir örgüsü fevkalade olmuş
sicil
ve aşk, bacak kadar çocuksun
hep/hep oyuncaksız,
gurebanın doğum günü kadar münzevi
ve ölüm anı gibi tenha gelensin sen,
kabukta yara; külde kor aşk…
okyanuslar altındaki mercanların
su yüzüne çıkan inlemeleri kadardı
halime şikâyetim, suskun ve kırgındım
en çok da kendime…
ve kuruyordu yaprak yaprak bahar gözümde,
lisansız kalmıştım ve sürgüne yollanmış
bir sicili bozuktum,
bu arada,
şekersiz içerim çayımı cam bardakta gelirse eğer,
kulplu bardaktaysa çayım, çift şeker atarım,
tutsaklıktan ölümle kurtulan ruhlar gibi
ferah mekanları severler şekerler,
şekerler çift şekerler, dibe çöke çöke
eriyen şekerler, boğazımda düğüm
düğüm şekerler;
ah
ey eylül;
süzül de içime güz, üz beni
yoksun... yine yok,
ihtiyar bir deniz çalkalanır gözlerimde,
ve aldığım her nefes
kalbimin kayalarına çarpan
köpük köpük su...
bağrı dağlanmış al kırmızı gül;
içine kapanık bütün yapraklarıyla
ve mürefte rüzgârlarından mahrum,
nefessiz ve bir kenarda sessizce,
uçurum gözlerinden bakar kan çanağı
mühür nazarlarla zeytin çağlasına,
kanatları hüzün taşıyan, yazgısına
deniz kabukları ve kalbi kırık çakıllar
toplayan bir ana kuzusu düşer incir dalından
ve babasının ciğerparesi bir melek ağlar
mülke dökülen göz yaşlarıyla,
köpüklerin ufaladığı her gün,
biraz daha, biraz daha, biraz daha
hayat kumbarasına yılları atar,
sen ve ben darda kalmış
iki fukara yoksulsak yoksuluz,
ama unutma;
her uçurum bir ovaya sevdalıdır,
kalbinin kirpiklerini yolla bana sevgili,
diyorumya ya hû yoksun...
necip halkım aşk dilenir allahtan,
ki sen içime saplanan oksun...
ve astım saatleri kum saatine
siyah bir urgan gibi ve
yüreğimi batırıp çıkardım bugün
hasrete, sisler içinde…
renksiz o saydam cama
içimden fısıldadım,
yok senin rengin…
bakma bana öyle deniz gibi derin derin,
sonsuzluk çağrılı, ve keder sandıklarını
saklayıp saklayıp…
gönlümün üç perdeli hazinesi;
yalnız en derinlere varan
bilir kıymetini,
kavuştur ellerini dizlerinde ve
baş parmakların yine aynı çemberi çizsin,
ihrama girsin turuncu/kızıl gül ki
yoksun…
ki esas beytull/ah olan,
kalbinde aldığım her nefes,
dalgınlığımı sulayan kurumuş pınarlarla
bir gül goncası gibi hediyem olurdu sana...
hasrete bata çıka bata çıka eylülümüz,
şimdi sonbahar artığı ve küresel ısınmalı,
dahası salgın üstüne salgınlı,
bu kendine dargın çağa,
hüzün mavisi yapraklar döküyor
ah
terkip
bir ömürdür süren çileler üstüne,
daha hangi çile deneyimsiz olur,
üstelik inceldiği yerden
kopmuşken ipleri cemiyetin
ve terkibi bozuk şu hanelerin
kaç vakittir ve,
sahte saadet içrelikler…
oyuncak
çiziyorum şimdi zihnimin anlayış bekleyen
açıklamalarının altını ve tutmayan hesapların
dört işlemini yapmayı deniyorken,
ikaz lambaları yanıyor her adım başı
ve oyuncakları hayatlarımızın,
alt üst alt üst alt üst etmede hayatlarımızı,
ah
Benim siyasetle işim olmaz. Şiirin dışına neden çıkma
ihtiyacı duyuyorsun. Şiirde anlatılan hangi mevzu
yalandır. Yoksa sende o fraksiyondan mısın ki rahatsız
oluyorsun. Ben orada mezhepleri tarikat aracılığıyla
fraksiyonlara bölen şaklabanlara seslendim...
anladınız mı? Taklitçi Fırat...
Amma da saçmalamışsın Vezir bey ha! Yahu senin işin gücün yok mu da, Müslümanlarla, hacılarla ve hocalarla uğraşıyorsun? Sen kendi laikçi ve Kamalist cephendeki sayısız yolsuzlukları ve ahlaksızlıkları ve de anormallikleri gerçekten de görmüyor musun yoksa işine mi öyle geliyor? Yahu daha bu sabah İzmir'in sabık belediye başkanı ve 150 küsur tane de çalışanı yaptıkları yolsuzluklar, rüşvet vesaire için göz altına alındılar. İstanbul belediye başkanı ve daha bir çok CHP! li belediye başkanı ve çalışanı aynı sebepten göz altına alınıp tutuklandılar. Sen bunların bir tanesini bile gündeme getirip eleştirmezken, durmadan, bazı cahil Müslümanların bir kısım hataları yüzünden tüm müslümanları itham ediyorsun ve onlara akla zarar iftiralar ediyorsun. Bu yaptıklarının, akılla, izanla, idrakle, vicdanla ve imanla bir alakası var mı? Eğer gerçekten de kalbinde zerre kadar iman ve insaf varsa, lütfen biraz adaletli davran da kendine melekleri ve felekleri lanetçi yapma!
Vezir Pehlevan! Şiire yorum yazmak yerine bizim yazdığımız yoruma maydanoz olmayı tercih etmişsiniz ki bu tam bir skandaldır! Ayrıca: yazdığın şeylerin ekseriyeti abuk sabuk iddialardır. Kendi kendinle tezat' a düşmen de işin cabası. Bir kere, senin sayıklayıp durduğun andının İslamiyetle ve Müslümanlarla bir alakası yoktur. Çünkü onu uyduranlar fanatik ırkçılardır. Bizim dinimizde ise insaniyet ve güzel ahlak cihetinde bir eksiklik yoktur. Eksiklik senin gibi, kendine Müslüman ismi verip de, Müslümanların kitabı olan Kur'an'la ve Resulullah'ın hadisleriye arası olmayan sözde Müslümanlardadır. Kendindeki ve yandaşlarındaki sayısız, eksiklikleri ve anormallikleri görmezden gelerek sadece Müslümanlardaki, hacı ve hocalardaki bir kısım eksikleri sayıp dökmen tam bir "Cambaza bak, cambaza!" taktiğidir. Senin ve yandaşlarının bu trajikomik duruma düşmelerinin sebebi, bir din gibi inandıkları laiklik ve Kamalizm'dir. Allah, sana ve senin gibi kendi gözündeki saban okunu görmeyip, başkalarının gözlerinde saman çöpü arayanların layıklarını versin amin!
O AÇIDAN DA -
Bu mu şimdi zihnimiz bizim?
Bir zamanlar öyle idi
evet
ben de zaten okumuştum bu şiir
hayat benim için de daha kolay olmadı
bu da yine de şiir:))
Bu şiir ile ilgili 24 tane yorum bulunmakta