Gökyüzüyle konuştuğum parklar
Dertlerimi dalgalarına bıraktığım
O fırtınalı limanlar bile sessiz artık
Çocukların çığlığından
Vapurların gümbürdeyişinden sıyrılıp
Kelimelerle dost olduğum zamanlar
Son ceylan da vurulduysa taşrada
Ormanlar da sahipsiz kalacak artık dağlarda.
Yosunlaşmış bir sandıkla
Uçuştu anılar eteklerinde acıların
Begonviller sardı rutubet dolu gizleri
Bir resim biraz gülüş bir tutam saç
Geceler bekler taze ölüleri
Ama sana git diyemem
Gitme Sariya
Acılar yeşermez sensiz yağmurlarda
Kelimeler büyütüyorum
Dehlizlerden sesleniyorum sana Sariya
Bir kaç toz tanesi uçar tırnaklarından
Yıldızlar da kapılıp giderler ardından
Bir saç
İsimsiz bir dereden yıkanır gelir boyuna
Bir kaç kuş bir kaç böcek gelir
Takılırlar bir toka gibi uçlarına
Bir sesleniş olur gözler aylaklığıma
Hatırım kalır sonsuz fırtınalarıma
Kalbim bir hoşgeldin ülkesi şimdilerde
Bir sevda öncesinin habercisidir bu
Sessizliği duyuyor musunuz kardeşlerim
Bir can çıkardım en derinlerimden
Zamanda kaybolup giden hayatımın
Silinmeyen izleriydi anılar
Kalbim yollarda sürünürken yalnız
Takıldı kaderin taşlarına adımlar
Her susuşum içimde yankı
Her sözüm karanlığa tanık
Haydi kalk gidelim buralardan
Gitmek kelimesini yaşayalım seninle
Çünkü bilemezsin
Ömrüm boyunca
somut gitmelerim hiç olmadı benim
Hep uçurumların kenarından döndüm geri
Küskünüm sensiz geçen gün batımlarına
Şiirlerimde çizdiğim o resimlerime
Karanlığımı aydınlatmıyor artık
Kokunu buladığım beyaz sayfalar
Rutubet doldu artık içime




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!