"Enbiyâ, Peygamberler demektir. Bu sure; Hazreti İbrahim'in atıldığı ateşin serin bir gül bahçesine dönmesini, Hazreti Eyyûb'un dertlerden kurtuluş duasını, Hazreti Yunus'un balığın karnındaki o meşhur karanlık zikir teslimiyetini ve Peygamber Efendimiz Ahmed Muhammed’in tüm kâinata bir "rahmet" olarak gönderilişini anlatır. Rızık mevsuzunda bu tecelli; her şeyin asıl yaratılış amacının ilahi bir nizam ve teraziye bağlı olması, peygamberlerin darlık imtihanlarından o ulu dualarla en geniş rızık ve selamet kapılarına çıkmasıdır. "
"Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve selametli ol" buyurdu El-Azîz,
Ateş bir gül bahçesi oldu da hayran kaldı, nura boyandı gözümüz.
Eyyûb Rabbine yalvardı: "Başıma bir dert geldi, Sen merhametlilerin en merhametlisisin!" dedi,
Biz de onun duasını kabul ettik, dertlerini giderip ona katımızdan kat kat rızık verdik; dualar bitti.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta