En hüzünlü aşk şarkısı

Antoloji.com mobil uygulaması Şiirler, şairler, mesajlarınız ve gruplarınız telefonunuzda. iPhone ve Android için ücretsiz. Uygulamayı İndirİndir
Mehmet Akif Han
208

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

En hüzünlü aşk şarkısı

Salaş bir meyhanede dinledim
Ömrümün en hüzünlü aşk şarkısını
Sanki bulunmak istemez gibi
Kuytu bir sokak arasında
Küçücük bir meyhane.
Topu topu beş masa
Gelip geçenlerin bıraktığı bütün hüzünler ve dertler
Sinmiş meyhanenin her tarafına
Duvarlarında;
Bir çoğu vefat etmiş artist resimleri:
Eski güzel günleri hatırlatıyor
Ve o günlerin bir daha geri gelmeyeceğini
Soluk ve yıpranmış çerçeveleriyle anlatıyor
Cam kenarındaki masada alımlı bir kadın
Sırtından istenmeyen bir yükü atmış gibi
Rastgele atmış pardüsesini yanındaki saldalyeye
Belliki geçmiş feleğin cemberinden
Nice yaralar alarak ama yıkılmayarak
Açık sarı saçlarında çokca beyazlar
Bu haliyle saçları
Sanki gecenin ortasında bir Dolunay
Ve her başını hareket ettirdiğinde
Saçlarında yakamozlar dans ediyorlar
Ayla olmalı kadının adı, diyorum içimden
Mutlaka Ayla olmalı, başka bir isim uymazki ona
Ara sıra başını çevirip pencereye
Birini bekler gibi sokağa bakıyor
Sonra başını kaldırıp gökyüzüne
Yıldızları arıyor
Eminim o da biliyor
Ne beklenen gelecek
Ne de yıldızları görebilecek
Ön masadaki adam
nerdeyse iki saattir başını bir kez olsun kaldırmadı
Rakı şisesindeki bir balık gibi;
Sessiz
ve zil zurna sarhoş
Arada bir, tek dikişte bitirdiğinde kadehini
Saki, hiç bir söze gerek kalmadan, usulca yeniledi..
Adam belki bir şair, hüzünlü şiirlere dalmış
Belki bir sokak köpeği, korkarak ve kaçarak yaşamaktan usanmış
Belki de bir asgari ücretli, yıllardır taşıdığı ağır yük çökertmiş omuzlarını
Ya da en sevdiğini kaybetmiş hassas ruhlu bir adam, bir anda acıdan derin bir boşluğa düşen
Belki bir idealist, çöken hayallerinin altında kalmış
Ya da kötü işler yapan iyi biri, vicdanıyla sürekli kavga eden
Kimse kim
Belli ki çaresizliğin kıskacında sessizce boğuluyor adam
Yan masada orta yaşlarda bir kadın ve bir erkek
Oturdum oturalı henüz tek kelime etmediler
Ama bakışlarıyla derin bir muhabbetin içindeler
Sevgiyle bakıyor kadın
Ve adamın yüreği alev alev yanıyor
Sonra sitemkar kadın
Ve adam çaresizce başını öne eğiyor
Bir ara, yüzlerinde belirsiz bir tebessüm
Bakışlarında mutluluk ışıltıları
Belliki eski mutlu günleri hatırladılar..
Ve kadeh kaldırıyorlar arada bir usulca
Yaşadıkları her bir duyguya..
Taş plakta gece kirpikli kadın çalıyor..
Rakısını sek içen adam ağlıyor olmalı
Kadehine düşen gözyaşlarıyla
damla damla beyazlıyor rakısı
ön masada, üç kişi
biri yaşlı kemancı...
sevgilisinin saçlarını okşar gibi
usul usul okşuyor kemanını, farkında olmaksızın
biri kör bir neyzen..
gönül gözüyle görüyor olmalı
öyle rahat, masadaki kadehine elleriyle uzanırken
ve çıtı pıtı, esmer karası bir kadın..
belkiki üçü de bu meyhanenin müdavimi
ve sakinin baş taçı
sınanmış bir dostluğun samimiyeti
ve adabı erkan bilmenin zerafetiyle
usul usul dem alıyorlar
ve nihayet dem oldular
kesildi taş plağın sesi
kör neyzen
sanki sevgilisine
son bir veda busesi verecekmiş gibi
ve sonra bu dünyadan çekip gidecekmiş gibi
Ney’ini çalmaya başladı
Sanki Yaşanamamış tüm aşkları
Ve yaşanan pişmanlıkları
Ruhuma üflüyordu
Sonra Yaşlı kemancı başladı
Kemanının ince telinde
Umutsuzca çığlıklar atıyordu
Sonra sen başladın söylemeye
Biliyorum sen değildin
Ama kadının kalbi tıpatıp sana benziyordu
Gözlerinde aynı gün doğumu
Aynı edalar
Aynı sen...
Ve dudaklarından dökülen sözler
Dev dalgalar gibi yüreğime çarpıyordu..
Hangi şarkıyı söyledi hatırlamıyorum..
Yemin ediyorum ben sarhoş değildim, saki tanığımdır
Ama kalbim
Zil zurna sarhoştu..
Ve bir çocuk gibi yokluğuna ağlıyordu
Ben ömrümün en hüzünlü şarkısını
Bu salaş meyhanede dinledim

Mehmet Akif Han
Kayıt Tarihi : 1.06.2026 09:38:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!