Senin olmadığın İstanbul, Fatih'in fethetmediği Bizans gibi. Derme çatma, papazların arsaları, varsalların lafları, kölelerin canları kalmış sokak ortalarında. Ayasofya'nın kubbesi çatlamış; Anadolu'yu kızıl elma bellemiş Türk'ün çocuğu, yüzyıllar evvel bir güzelin Muhammedü'l Emin sözüyle düşmüş yola.
Şimdi sen de İstanbul'dasın; o vakit anlarsın beni. Eminönü'nden vapura binmeyi, denizin kokusunu içine çekmeyi, Galata'ya çıkmayı, Kız Kulesi'ne kayıkla salınmayı, sahilde kimsesiz gibi dolanmayı, Gülhane'de bir ağacın altında fermanın mührünü bulmayı, Çamlıca'ya patika bir yoldan çıkmayı, Sevda Tepesi'nde sevdasız kalmayı.
Kulaklardan meşk kalıntıları silindi bu diyardan; çanların tokmağı kırıldı, Bizans'ta ilk ezan Fatih'in kulağına adıyla okundu. Ayasofya'da ilk namaz fethin ertesi kılındı. Şimdi ne Bizans kaldı ne papanın vaftizi; Sultanahmet'in çinisi, Süleymaniye'nin kubbesi, Mihrimah'ta ikindi güneşi, sahaflarda kalan eski bir koku, Darülfünun'dan çıkan gencin dimağı yıktı da geçti. Burası artık ne Bizans ne de Roma; geldi Türk'ün çocuğu buraya. Artık her yer mabed; kızıl elma çocukların elinde, atalardan kalma tatlı bir şerbet.
Bitti tükendi sanki yıllar,
yaşanmamışlıklardan ayrı düştü bu zamanlar.
Kandiller, bayramlar bana kaldı;
şeker dağıtmalar,
içerlenmiş laflar,
yarım kalmış hayatlar.
Seni sevmek ne güzel şey vesselâm,
Sanki seni sevmek için doğmuşum.
Şayet doğmasaydım da
Severdim seni.
Ölürken bile sevdim;
Oradan anladım seni ziyâdesiyle sevdiğimi.
Sultanlara yaraşır makamlar, mevkiler;
Neylesin beni seyr ü sefalı tepeler?
Ne altınlar var boynumda,
Ne üç halka inciler…
Kadifeler, ipekler Çinli kızların kasnaklarını eyler,
Bursa'da kozalarda ipekler.
Ashabı Keyf sanki,
Kıtmir de değil ki yanındaki.
Ne mağarası,
Ne kralı,
Ne de davası.
Kendini sanmış yedi uyurlardan biri;
Benim ben, hataların içinden gelen,
Hayâyı eşiklerden süpüren,
Gözlerine mil çekilen,
Diyar diyar sürülen,
Mankurtlaştırılan memleketlerde,
Güneşin altında deve derisi eskiten,
Yazsam gerçeği; yazsam günümü, güneşimi, dostumu ve tüm gerçeğimi…
Mesela gidenleri yazsam, gelmesini beklediklerimi…
Hayallerimi, dileklerimi sığdırsam satırlara…
Bir göz gezdirir misiniz o satırlara?
O anda benden çok uzaklarda bir yanda…
Yazsam size hakikati, yalanları ve yanlışları;
Ahım var benim, hoca efendi;
Ne mezardakine, ne Allah'a, ne de yaşadıklarıma.
Benim ahım insanlara, imam efendi.
Papazlar mı vaftiz etti bunları?
Sünnetsizlik bundan mı?
Ahım var benim, ahali;
Beyazlara büründü insan;
ne gelinlikti ne bayrak o zaman.
Vakti geldi mi insanın,
indin mi gökten insan?
Âdem yedi elmayı,
dünya yaratıldı altı günde, inan.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!