Gam ve kasvetten yana bu dünyada ne varsa
Top yekün bırakılmış daldığım bu denize
Kim bu denize dalıp bir damla ıslanırsa
Kederinden kapatır kendini kör dehlize
Gözlerime mil çekip bilmediğim yerlere
Kafama zehirlerin en büyüğü saçılmış
Soru üstüne soru cevaplardan kaçılmış
Bu gidişim nereye neredeyim ve niçin
Bin arı iğneledi bir dirhemlik bal için
Uzun uzun caddeler dallanır sokaklara
Bir acı, binbir hüzün; dayanmış şakaklara
Kendi lisanı ile bir türkü çığırıyor
Yollar uzadı yine menzil varılmaz oldu
Yalnızlık gölgem gibi takip etmekte beni
Önümdeki hendekler seraplar ile doldu
Yaşlandı bütün gençlik ihtiyar oldu yeni
Dizlerime eğilmiş cılız sokak lambası
Geceler gözlerime, sürme gibi çekilmiş
Bundan mı bilmiyorum düşler, hayaller kara
Ömrümün her yılına, bin yıllık dert biçilmiş
Koşuyor, yürüyorum kucak açan mehtaba
Bir iğne değilinden seyre daldım alemi
Deliyor en karanlık yerinden geceleri
Bir hırıltı kemiriyor beynimin kıvrımını
Telef olmuş gitmişler bu sesten niceleri
Ay dağların ardından müjdelerken yarını
Oturmuş gözlerimin ayasına kızıl kan
Gözleri kamaştıran kızgın güneş altında
Geçerken ürperdiğim bu taş döşeli yollar
Kendi ayaklarımı taşıyorken sırtımda
Pek sefil görünüyor beni bekleyen yıllar
Irmağında kar gibi şerbetlerin aktığı
Omzumda dünyaları taşırken çıkıyorum
Yolu dar, yokuşu bol yollardan ağır ağır
Kâh arkamdan seyreden bir nefes duyuyorum
Gözüm kör, ayak topal, kulaklarımsa sağır
Sırtımdan süzülüyor ince ecel terleri
Uçsuz bucaksız sema kaşmir gibi serilmiş
Küme küme yıldızlar bir fırçayla serpilmiş
Gözlerim hayret ile açılmış seyre dalmış
Benzim ölü yaprağın rengi kadar sararmış
Bu dünyanın ne kadar derdi varsa sırtlayıp
Yokuşu dik bir yola girdim bir zaman önce
Yine bu dik yokuşun zirvesinden atlayıp
Gördüm yaşamak neymiş bu dünyada ölünce
Annelerin geceleri söylediği ninniler
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!