Tok kaldım yokluklarına
Aç değilim.
Ne istersem giyerim, yerim,
İçerim.
Sesimi ıslık çalışlarına bıraktım
Rüzgarın
Kimse inanmaz, ama görür
Herkes.
Ben çocukken, babam sobaya derdi,
Uf o.
Amma utanırdım ondan,
Karıştırdığı için sobayla
Unuttu ne zaman gelmişti
Başucuna.
Bir kalem darbesi ile çizdi
Resmini, gözleri kapalı.
Sanki bilmiyor muydu? Eksikti
Tam olarak.
akşamüstü bahçede bir yaprak
buldum.
onunla anıları yudum yudum
içtim.
eski günlerimi
sordum.
Üzerinde kalın bir pardesü.
Fütur bakışları, gözlüyor
Dalmış, gözlükleri buğulu zannedersem.
Kaldırımın kenarında, sahte bir huzura dalmış
Ayakları dolaşmaktan yorulmuş; hafif, sıkıca
Bakımsız, paçaları sıvanmış.
Tahta çıkma vakti geldi.
-Yedin bitirdin makarnayı!
Şimdi fakirler kral oldu.
-Salatada mı bitti?
Nerede şimdi o eski sofralar.
O zeytin, o peynir.
Toprak görünmez oldu nedendir bilinmez.
Hiçbir Türk'ün aklından bu manzara silinmez.
Şehit olan belki dirilir, belki dirilmez.
Şafağın bayrağı ayyıldız yerinden indirilmez.
Gök gürlüyor sanki hiç durmadan.
Bazı şeyler varmış, bildiğimi sandığım.
Yıldızlar kadar büyük, ama esir kaldığım.
Anlayamam hangi yerdir, dünyaya geldiğim.
Tanımadığım bülbüller varmış, sesini duymadığım.
Ben, benim içimdeki sese bi'kulak versem.
Sanıldığı gibi tek değil
Birçok kez dışlandı
Kalbi koğuşta gardiyan
Yanında değil cezasını çekerken
İçeri girmiyor.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!