bu gece yoğun bir kar lütfedildi
sağanaklar
yanında sancıları da getirdi
toprağın altında
terk edilmiş ruhların titreyen kemik çıtırtısı
bembeyaz uyanacak sabaha
Uzun bir karanlık,
Sokak değil evler dar.
Sığmıyor beden yeryüzüne.
Emin ol elimden tutar.
Tutar elimden,
“Qui scribit, bis legit”
Yazmak tenine şiir, dokunmak sayılır.
Ellerim sarılır kaleme sımsıkı;
Şair olacağım gözlerine bakıp.
İris, damarlaşır dökülüp ormandan,
Renksizlik sinmiş gecenin üstüne,
Yağmurun sanatla uğraştığı saatler...
Dudaklarına değiyor bensiz.
Halbuki damarımı kesseler yağmur yağacak.
Öyle bir hüner öyle bir ustalık ki
Hangi bulutun yuvasından kovduğu damlalarsınız?
Ben ki alıp sizi uzaklara götürüyorum
Göze alarak boğulma riskini.
Bir kez yutkunmadan,
Camından kovmadan, ucuz kol saatimin.
Sessizce şiir yazıyor bana,
İki gül yaprağı dudakların.
Sen okuyamazsın!
Sayfalarım kopar her kıtada.
Issız kentin çocukları
Ölümün Kardeşi: Sensizlik
Bulutsuz havada dolu yağdı
Evde yatarken bazıları.
Merak etmeyi bırak
Bakmadım! Pencereyi açıp.
Şimdi sev beni eğer son durağımız ölümse.
Saçların papatyalara, bir an gelse bürünse.
Kalbim sensizliğin altında ıstırapla sürünse,
Sevginle vuruldum ben, yüreğim aşkınla gömülse...
Grilerin getirdiği selamlar,
Şeffaflıkların gizlediği sıcak
Ve yeryüzüne hasret kalan bulutlar,
Hepsi sesimde birer titreme olacak.
Yürüdüm yaşım yettiğince uzun,
ı.
tavanımda paslı dudak izleri
aynalar gel tanış olalım diye fısıldıyor şuuruma
tik tak sesleriyle köreliyor zamanın mekanik bıçakları
sisli havalarda avuntu pınarı oluyor




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!