1968 yılın da, SİVAS ili, Şarkışla ilçesi, Akçakışla beldesinde doğdum. İlk ve orta öğrenimimi burada tamamladıktan sonra Şarkışla lisesi birinci sınıftan ayrılarak, yurt dışında bulunan ağabeyimin isteği üzerine İsviçre’ye gittim. Eğitimime devam etmek için Olten lisesine başladım ama hiçbir şey anlamıyordum. Bir buçuk ay gibi bir zaman boşluk içinde dolaşıp durdum. Bir ikindi vakti çarşıda gezerken bir ezan sesi dikkatimi çekti. Ses bir binanın içinden geliyordu.. sese doğru yöneldim. Gurbetçilerimizin yardımları ile düzenlenmiş mütevazi bir mescit ile karşılaştım. Mescit’in imamı bana çok yakınlık gösterdi. Kendisinin sonradan emekli bir müftü olduğunu öğrendim. Bana kahve ikram etmek istediğini söyledi kabul ettim ve kendisi ile bir süre sohbet ettik. Yeni bir coğrafyada yeni bir kültür, dil sorunu, henüz meşgul olacak bir işimin olmaması ve de çok genç olmamın beni bir takım yanlışlara götürebileceği hatırlatmaları ile bana bir takım tavsiyelerde bulundu. Spor yapmamı alkolden uzak kalmamı ve arkadaş çevremi dikkatli seçmemi özellikle vurguladı. Bu yakın ilgi ve dostane tavsiyeler beni çok etkiledi ona da ve ayrıca kendi kendime de altın değerindeki bu tavsiyeleri tutacağıma söz verdim. Uzak doğu sporu’na karşı zaten bir ilgim vardı, o zaman daha da yoğunlaştım. Yardımseverlik ve haksızlığa tahammülsüz bir karakterim vardı. Kung-fu bu karaktere belki daha uygun bir spor olması nedeniyle ilgi duydum. Çalıştım başarılı da oldum. Bu spor’la birlikte tavsiyelerine çok önem verdiğim kıymetli hocam’la irtibatımı hiç kesmedim. Çünki o yurt dışında Türk insanını ve Müslüman bir din adamını çok iyi temsil ediyordu. İki yıl hep böyle geçti dolu ve verimli..
Sonrasın da okulumdan ayrılmak zorunda kaldım. İş hayatına başlamak zorunda idim. Gar işletmesinde işe başladım. İşyerimde sevilmiştim, işimide çok seviyordum bir süre sonra işyerinde yükselme sınavlarına girdim ve başarılıda oldum. Artık bir yönetici olmuştum. Yeni konumum bol seyahati gerektiriyordu. Bu vesile ile İsviçre’nin dışındaki diğer ülkeleride gezme ve tanıma imkanım oldu. Tüm rahat yaşama rağmen içimde, geleceğimi Vatanımda oluşturma arzuları hep sıcaklığını korudu. Bir gün ülkeme dönüp yuvamı orada kuracağım ve çocuklarımı orada yetiştireceğim diyordum. Zira vatanından uzakta kaybolmuş nesilleri gördükçe içim sızlıyordu. Nihayet 1992 yılında ülkeme dönme kararı aldım. Tüm gurbetçiler aynı arzuyu taşımakla birlikte gecikmiş yeni düzeni oluşturamama kaygılarından artık orayı kabullenmişlerdi fakat keşke zamanında bizde senin gibi yapsaydık demekten de kendilerini alamıyorlardı. Dönünce ilk işim askerliğe müracaat etmek oldu. Paralı askerlik yapma imkanım vardı fakat dönüş yaptığım günlerde bu hakkımı kanunlaradaki değişiklik nedeniyle kulanamadım normal askerlik için başvurdum. Bu arada çok üzüldüğüm bir teklifle karşılaştım. Tanıdığım bir kişi bilgim dışında askerlik şubesinden bir yetkili ile görüştüğünü ve bir bedel karşılığı değişen kanunun kapsamı dışına çıkartılabileceğimi dolayısıyla bedelli askerlikten yararlanabileceğimi teklif etti. Parasal bir sıkıntım olmamasına rağmen ben bunu kabul etmeyeceğimi her gariban gibi bende gidip askerliğimi yapacağımı söyledim ve öylede oldu. Nitekim nişanesini şerefle taşıdığım gazilik ünvanı da bana nasip oldu. Zira vatani görevimin son günlerinde bu ülkenin birlik ve dirliğine musallat olmuş bölücü eşkıya ile girilen bir müsadere sonrası roket atar mermisi ile yaralandım. Sağ bacağım bedenimden ayrılmıştı fakat vatan sevgim yüreğimde idi kopan bacağımın acısını duymuyordum o an ki duygu selinde hiçbir şeyi umursamıyordum bu kopan bacağımda olsa.. Van YY Üniversitesindeki ilk müdaheleden sonra GATA’da kopan bacağım yerine dikildi. Çok küçük bir aksama dışında son derece sağlıklı hayatımı devam ettiriyorum. Tedavim sürerken zaman zaman köyüme gidip geliyordum. Hastane günlerimde yeni hayatımla ilgili bir takım kararlar aldım. Köye yerleşmeyecektim. Nitekim tedavim bitti ve hiçbir amaç olmaksızın Mersin’e gitmeye karar verdim. İlk otobüsle Mersin’e geldikten sonra küçük bir ev kiraladım. Yurt dışından getirdiğim birikintim ve gazi maaşım vardı ve bana yetiyordu. Bir süre sonra evlendim. Kanunların bize tanımış olduğu bir maddeden yararlanarak bir kamu kuruluşunda işe başladım. Bilahare Kayseri’ye tain oldum. Halen aynı yerde çalışıyorum.
Bir Erciyes zirve denemesi sırasındaki duygu yoğunluğu sonrası söylediğim “ Azmin zirvede olursa, Zirveleri alt edersin “ cümlesi benim hayat düsturum oldu.Bu cümleyi zirve ziyaretçi defterine de not düştüm. Evli ve iki çocuk babasıyım. Sosyal bir kişiliğe sahibim, insanlarla çabuk iletişim kurarım. Amatör olarak şiir yazarım. Yaşamayı ve insanları sever, sağlığım ve yuvamdaki mutluluğum başta olmak üzere Rabime daima şükrederim.
En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu kesmemeye
Lâleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
Emin kardeşim Allah cc iki cihanda yüzünü ak etsin. Bu dünya muvakkat Baki olan ahrettir.
Allah cc her kulun ecrini noksansız verecek. Berhudar olasın. Gara Şehitleri şiirimi sana ithaf ediyorum. Antolojiden okuyabilirsiniz.
Ali Çelik 3
Ali Çelik
Tebrikler üstadım.gönlüne sağlık.iyi günler dilerim...
Tebrikler üstadım.gönlüne sağlık.iyi günler dilerim...