Gecenin tadına baktım.
Bir tutam hüzün eksikti.
Az biraz karanfil kokusu.
Gelmesi gereken ölüm,
Söyle neden gecikti...
Bu geceyi çıkaracağım.
Kalbim hadsizce çarparken,
Bırakıyorum kendimi seslere.
Ama şunu da biliyorum.
Sabah bekliyor beni hasretle...
Bir şarkı söyle,
Dağılsın bulutlar dedim.
Sense bulutlara,
Yenilerini ekledin...
Bense durup öylece,
Burası bir mezarlık oldu.
Anlıyormusun burası neresi.
İçime bastırıp gömdüklerim.
Bir gün aynı anda,
Yerinden kalkacak gibi...
Sen geldin diye açıldı yeni sayfalar.
Yeni filmler, müzikler, kitaplar.
Ve gelişinin en güzel müjdecisiydi,
Bıraktım diye söz verdiğim günahlar...
Buzullar eriyor senin yüzünden.
Kulağımda bir kadın,
En yüksek sesle;
"Benim can kırıklarım var"
Diye haykırmakta.
Yıllarımı hayallerimi,
Film şeridine sarmakta...
Pişmanlık duymak,
Benim en köklü geleneğim.
Bin kere görsem o çıkmaz sokağı,
Hepsine de, ayrı ayrı gireceğim...
Emin olacağım aptallığıma.
Uçurtma uçurmadıysam küçükken.
Bisikletle fink atmadıysam sokaklarda.
Açılamadıysam sevdiğim kıza.
Ben değil, hayat nankör.
Çocukça hareketlerimi mazur gör.
Kıyıya dalgaların basitçe vurduğunu sanıyor,
Zahire göre hüküm veriyorlardı.
Haklıydılar.
Göremiyorlardı, göremezlerdi...
Şöyle anlatayım;
Denizler yaşasın, ölmesin.
Gidenler gayri gelmez geri.
Yıkılacak elbet bir gün,
Emperyalizmin fildişi kuleleri...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!