Emanet, ancak emin olana verilirmiş.
Veren bilirmiş taşıyacak olanı,
Alan bilirmiş yükün ağırlığını…
Öyle çekermiş çilesini.
O günden sonra emanetçi bilinirmiş adı.
Sırtladığı yük kimi zaman ağır gelse de,
Bilirmiş;
Bu yük ona ezelden yadigârmış.
Ne yükü sorulurmuş ne gittiği yol…
Düşse de kalksa da
Hiç bırakmazmış yükünü.
Ağladığında,
Tutunacak bir tek yosunlar kalırmış.
Bir gün o yosunun üzerinden çok sular akmış.
Gözlerinden kaç can geçmiş, kaç hayat yaşanmış…
Her can bir fer alıp gitmiş,
Uzaklaşmış.
Gönlü bulanmış sonra,
Kalbi kırılmış…
Tutsan tutulmaz, toplasan toplanmaz bir halde.
Kırılan her parça, kalbine batan birer suret olmuş.
Batan her parçada
O Emanet Veren’i aramış.
Topladıkça parçaları, O’na yakınlaşmış.
Ve kalp mutmain olunca
Baskın bir sessizlikle derinlere bakmış.
Kalbini değil,
O kalbi attıranı görmüş.
Yüküyle uzun bir yolda yürüdüğünü fark etmiş.
Yolun sonuna vardığında ise
Sırtında hiçbir yükün kalmadığını…
İşte o vakit
Dizlerinin bağı çözülmüş.
Emaneti Veren’i, kendi canını alırken bulmuş.
Anlamış ki;
Emanet kendi canı,
Yükü ise koskoca bir ömürmüş.
Meğer bunca yolculuk,
Sadece fıtrata bir dönüşmüş.
29.08.2021
Mesut TütüncülerKayıt Tarihi : 28.07.2026 15:14:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!