Elif
Yolum düştü bir akşam.
Bir duble rakı istedi canım.
Yorgun dönerken eve,
Uğradım meyhaneye.
Bir gül gördüm o akşam.
Açmaya yeni başlamış,
Henüz rüzgar değmemiş tenine.
Ince narin bir beden.
Doymadan okşanası bir ten.
Seyrettim önce,
Rüzgarını kokladım.
Rengi kokusu ve kendi;
Fazlaydı bence meyhaneye.
Üzüldüm sonra,düşündüm.
O da eğecek başını elbet.
Dayanılmaz,bilirim,
Meyhanedeki meşke.
Bir rüzgar esecek sertçe,
Boynunu bükecek onun.
Islanacak teni,
Yaprakları dökülecek.
Ona yazılmış hikayeler,
Bir hoş seda olacak.
Elden ele dolaşacak,
Herkes onu öpecek,
Öperken koklayacak.
Belkide yanına alıp,
Bir yalana satacak.
Kalmıycak tazeliği,
Hali ile solacak.
O güleç yüzünü,
Pişmanlık kaplayacak.
Ben görürmüyüm bilmem.
Ama hiç görmeyide istemem.
Öyle kalsın düşümde,
Siyah,kırmızı ve sade.
Elif olsun adı.
Adı gibi açık bir bahtı.
Kokusu hiç silinmesin.
Rüyası kalsın bana,
Bardaki ilk akşamdan.
Evet…
Bir gül gördüm o akşam.
Adını Elif koydum.
Resmini düşüme,
Kokusunu tenime sundum.
Düşündüm onu sıkça.
Ama bulamadım?
Onu gördüğüm ilk günü.
Bulduğumda da zaten,
Kelebekler yok olmuş,
Yaprakları solmuştu.
Hangi gül kalmış ki taze.
Nasıl dayanabilirki o gül?
Başıboş kelebeklere.
Mümkün değil konmamak?
Bu kadar güzel bir güle.
Kalmayacak tabiki,
Ne gülün ömrü kelebeğe,
Ne kelebeğin ömrü güle.
Yaz yağmuru gibi;
Gelip gececek.
Zaman kalmıycak sevgiye.
O güzelim yapraklar,
Süs olucak düşlerde…
Kayıt Tarihi : 18.11.2004 11:53:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!