giden ne zaman,
arkasında çürüyen sessizliği fark etmiştir?
hangi adım,
bir kalbin kırılma sesini bastırabilir ki?
bir kapı kapanırken
içeride kalan karanlık
daha da koyulaşır.
çünkü gidiş,
ışığı da beraberinde götürür.
geride kalan,
kendi yankısında boğulur.
duvarlar,
her gece adını kusar,
tavan,
çökermiş gibi susar.
giden,
hiçbir boşluğun
bu kadar ağır olabileceğini bilmez.
bir yokluk,
bir insanı bu kadar kalabalık yapar mı?
her düşünce,
bir mezar kazısı gibi derinleşir.
saatler ilerlemez,
sürünür.
zaman,
bilekleri kesilmiş bir mahkum gibi
kan kaybeder.
ve gece,
her şeyden habersiz,
üstümüze bir kefen gibi serilir.
giden ne zaman,
bir nefesin yarıda kalışını,
bir çığlığın içerde çürümesini
düşünmüştür?
kalan,
susmayı öğrenir.
ama suskunluk,
en gürültülü feryattır.
anılar,
paslı bıçaklar gibi
yavaş yavaş döner içimizde.
her hatırlayış,
yeni bir kesiktir.
giden,
kurtulduğunu sanır.
oysa en derin hapis,
vicdanın duvarlarıdır.
geri dönmeyen her adım,
bir cenaze namazıdır.
ve hiçbir ölüm,
bu kadar uzun sürmez.
geride kalan,
her sabah biraz daha eksik uyanır.
aynaya bakan gözler,
artık kendini tanımaz.
çünkü giden,
yüzümüzden bir parçayı da koparmıştır.
geceler,
bir mahkeme salonudur.
suçlu hep aynıdır,
ama hüküm asla verilmez.
ve insan,
en çok da cezalandırılmadığı yerde
çürür.
giden ne zaman,
bir hayatı karanlıkta bıraktığını
düşünmüştür?
belki de asla.
çünkü bazı gidişler,
sadece terk etmek değildir.
yavaş,
çok yavaş bir öldürmektir...
Mustafa Alp
31/01/2025 06.00
Kayıt Tarihi : 10.2.2026 23:23:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!