İnsanı şeytanla imtihan eder,
Dünyada kalıcı kılıp musallat;
Milleti düşmanla imtihan eder,
Dünyada kılıcı kılıp musallat! ..
Bir tarafta ömür boyu durmadan,
Hep Hakk’ın tezekkürünü yapanlar;
Diğer tarafta Hakk’a aldırmadan,
Batılın tezek kürünü yapanlar! ..
22.04.2008
İkibinyüz’ün ılık bir sonbahar yağmuru,
Törenlerle karşılandı imefe memuru.
Uçaktan indi, yardımcısına dedi ki; git
Boğazda mevcut sekiz köprü, üç tünel geçit,
Para gişelerinin yerini sapta da gel,
Stand by anlaşması için bir onlar engel.
İkibinyüz’de Milli Eğitim Şurası,
Yine tartışma var delegeler arası;
-Zorunlu eğitim onbeş yıla çıkmalı.
-Afrika'ya gidip yeni model bakmalı.
-Kesintisiz devam etmeli bu eğitim.
-Yirmisinde bıyığını mı keseceğim?
Tam 16 yıl geçmiş üzerinden. İki rezil olay.
1 Temmuz 1993 Sivas Madımak Oteli’nin ateşe verilmesi ile, 37 vatandaşımızın dumandan boğularak ölmesi faciası… Hemen arkasından 5 Temmuz 1993 tarihinde Erzincan Kemaliye ilçesi kırsal kesiminden Başbağlar köyüne yapılan silahlı saldırı neticesinde 33 köylümüzün öldürülmesi, evlerinin yakılması, servetlerinin yok edilmesi faciası.…
Her iki olayın da, Allah inancı olanlar tarafından işlenmesi mümkün olamayacağını düşünüyorum. Buna rağmen birinci olayın mağdurlarının aydınlar olduğuna, bu olayın failleri olduğu ifade edilenler ve ikinci olayın da mağdurları olanlar saf ve temiz olduğuna, olması gerektiğine inanılan Anadolu insanları…
Sivas olayları için adli süreç bitmiş, olay anında sokakta gösteride bulunanlardan kimlikleri tespit edilebilen 30 civarında kişi olayın faili kabul edilerek ağır cezalara mahkum edilmişlerdir. Ama hep sanki bütünün parçalarından bir şeyler noksandır. Mahkumiyet kararları verilirken olay tam araştırılmamış gibidir. En azından bizlerin belleğinde bunlar kalmıştır.
Örneğin, remi bir kurumun faksından çekilen ve saf Müslümanları galeyana getiren, Aziz Nesin ve Aydınlık dergisinin Allah düşmanlığı ve şeytan ayetleri olayının kullanıldığı bildiriler. Kim hazırlamış, kim çekmiş ve maksadı nedir? Niçin resmi bir kurumun faksından çekilmiştir? Ya da dumandan zehirlenenler içinde kurşunla da öldürülmüş olanlar var mıdır? Varsa atılan kurşunlar hangi silahlardan çıkmıştır? Neden bu konu üzerinde hiç durulmamıştır? Neden olay anında resmi kurumlar gereken önlemleri almakta bu kadar gecikmiştir? Oteli ateşe verenler neden net değildir?
Bu ve benzeri hayati önemde olan sorular neden cevapsız kalmıştır?
Zarardır iki gün aynı yerde durmak,
Görevimiz hergün ileriye varmak,
Düne göre mutlak mesafe almalı,
Bir durak, bir ayak, asgari bir parmak...
Bize gerekmez mi şu soruyu sormak;
Kişinin etrafında görevli melekler,
İnsanın yaptığı amelleri denetler.
Kötülükler, geçici deftere yazılır,
İyilikler, silinmez yere; teker teker...
Kim ki; kötülüğüme pişman oldum, derse,
Ömürde kaç kere yakalanır “Kadir”?
Kıymetini bilip yaşayan çok nadir.
“Kadir”in kıymeti bin ay buyurulmuş,
Bin ay bir ömürdür, seksenüç senedir.
Düşman olmuş azgın insan kendisine,
Bir cinnet burcuna girmiş sanki devran.
Kendine acımak için hiç vaktin yok,
Refleksini kullan, var gücünle davran.
Kolay değil kazanmak, cennet denilen yeri,
Bedeli ağır, yollar taşlı ve daracıkmış.
Kalbim tertemiz deyip, tartıya koymuş biri;
Toplam ikiyüzelli gramlık bir dara çıkmış…
12.02.2008




-
İs Âr
-
Tuna Öztürk/büyükadalı
-
Ramazan Karimiş
Tüm YorumlarEkrem ŞAMA.......
anlatılmaz, yazılmaz,
yalnızca tanımak gerekir.....!
tam bir İstanbul Beyefendisi...
çok üzüldüm yapanı kınıyorum siz kimin yaptığını biliyorsunuzdur çok terbiyesizce bir şey
Nasıl anlatmak gerekir biliyorum şair Ekrem Hoca'yı...Nasıl uyandırmak gerekir uyuyan kelimeleri...Yüreği kayı,yüreği sanki mazide çınar...Sanki vatan için ölmüş hala vatan için yanar...İsterdim her şeyden çok onun gibi olmak...Yürü desen dağları aşar...Ağla desen yatağına sığmaz taşar...
Gıpt ...