Bu dünya ağırlaşan bir duman dudaklarımda
Oysa ben bir çiçektim zamansız koklanmış,
Koparılmış!
Gitmek vakti gelmiş eski bir lisanda…
Susulmuş,
Kimdir ki hala o ekmeğin karası ağzında
seni düşünmek, olmanın bir sebebi gibi
ki ancak anlamdır en az senin rengin kadar,
mavi...
uzayan günlerin takvimi kadar uzaktır,
her gün yeniden başlasam, yeni bir sana
beni rahatsız ediyor,
bilmiyorum, uyuyamadım,
oysaki geçmiştim bugün,
aklımda boğazın doyumsuzluğu
ve manzarası hayatın
(...) ;
?
ve bir hatıra bir kaç farklı anlamsız çizik
kondurdum bir yerine bu, şiirin kadar
ve belki de unutmamış bir sütün,
taze köpüğünde kaynayan bir beyaz gibi
teşekkürler,
sana giden. yoldaki her çukura...
bir gündüzün ancak akşamı kadarsın,
ancak ve kadar
"isteme"
yavaşça git
adımların dahi bırakmasın rüzgarların yanağında bir nefes
git ve silinmeden izlerin henüz,
bir anlamı olsun yokluğunun
dönme geri,
ve bir ben daha yok oldu,
binbirlerce içinde bir sen kaldın
kör kedinin gözlerinde anlam oldu tanrı
rüyalar çalınan kapılar gibi açıldı birer birer
ve bu şiir gözlerini aradı geçen her birin içlerinde
bir mavi olsa, her bir başkanın tonu,
bir diğer ölüm kuşatsın gözlerinde
şayet kalabalık bir sözün yana yana dizgelimi
adından bir çıkarır
adın kendi kendine bir başka
madem gidecektin en sonunda,
günü güneşe katmış bir soluk,
neden tutamadım bir dalından renginin
işte böyle bir sorunun içinde
hangi bin yılın aynasında bulacağım seni?
ve bir mevsim göçmüş büyüttüğün çocuklarından
olmadığın bir yerde hatırlat bana kendini,
olmadığın bir yerde rastlasın adımlarımız,
bir yerde kavuşsun rüyalar, olmadığın her bir yer için
gitmek istiyorum senden,
ne pişmanlık, ne de yokluğun olmadığı bir başka yerde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!